Cuma, 19 Aralık 2014 07:37

BASIN AÇIKLAMASI

BASINA VE KAMUOYUNA


Daha basılmamış bir kitabın bile suç delili olduğunu iddia edenleri, bu kitabın yazarı tutuklandığında alkış tutanları, “yargı süreci işliyor” diyenleri gazeteciler tutuklanırken, basın özgürlüğü ayaklar altına alınırken; "gazeteciliğin bir zırh gibi kullanıldığını", "tutuklamalara dayanak suçlamaların gazetecilik faaliyeti ile ilgili olmadığını", "terör örgütü üyesi olmakla suçlandıklarını", "darbe planlarına stratejik destek verdiklerini", "çok tehlikeli olduklarını" söyleyenleri, tutuklananların gazeteci değil, terör örgütü üyesi ve darbeci olduklarını iddia edenlerin gazetelerinde bunları çarşaf çarşaf yazdıklarını ve televizyon kanallarında dillerinden düşürmediklerini; bu ülkenin subayları, avukatları, profesörleri, gazetecileri sahte deliller üretilerek ve son derece hukuksuz bir şekilde cezaevlerine gönderilirken sevinç çığlıkları ile alkış tutanları, üzerlerine atılan iftiralarla yaşamayı onuruna yediremeyip intihar eden insanların,yıllarını esir edildikleri hapishanelerde ve hücrelerde sevdiklerinden ayrı geçirenlerin, sağlığını hatta hayatını kaybeden yurttaşlarımızın ahını üzerinde taşıyanların şimdi kendi başlarına gelenlere isyan etmeye bağırıp çağırmaya hakları var mıdır? Yaşanan hukuksuzluklar, skandallar unutulabilir mi? Bu yaşananların sorumlularının siyasi iktidar dışında kimler olduğunu herkes bilmektedir. Ancak şunu da ifade etmek isteriz ki; herkes gibi bugün yaşanmakta olan soruşturmaya maruz kalanların da savunma hakkı vardır. Adil yargılanma hakları vardır. Zira; savunma hakkı ve adil yargılanma hakkı en temel insan haklarındandır ve kutsaldır. Her zaman söylediğimiz gibi, adalet ve hukuk bir gün herkese lazım olabilir ve lazım olduğu gün istisnasız herkes savunma hakkını sonuna kadar ve etkin bir biçimde kullanabilmelidir.
Bu anlamda, tam da 17-25 aralık soruşturmalarının yıldönümüne üç gün kala; intikam duygusu ile yapıldığı anlaşılan ve siyasi iktidarını güçlendirme ve meşrulaştırma amacı taşıyan soruşturmaları yaşıyoruz. Bu soruşturmanın, başka deyişle operasyonun zemininin nasıl yaratıldığını da hepimiz biliyoruz. Bildiğiniz üzere, hiçbir şekilde kabul etmediğimiz, ısrarla eleştirdiğimiz, kabul edilmemesi için adeta çırpındığımız yargı reformu paketi adı altındaki CMK değişikleri kabul edilir edilmez, bu değişiklikler doğrultusundaki yeni dönemin ilk icraatı olması bakımından önemli olan bu soruşturmanın, sadece hukuk adına konuşan bizleri haklı çıkardığını da ifade etmek isteriz. Herkesin makul şüpheli olarak nitelendirilebilmesinin kolaylaştığı, soruşturma dosyalarının içeriğinin artık avukatlardan gizlenip; şüphelilerin savunma hakkının kısıtlanabileceği bir sistem işlemeye başlamıştır. Görüyoruz ki; dün birlikte uyguladıkları düşman ceza hukukunun yeni hedeflerinden ilki geçmişteki suç ortakları olmuştur. Elbette ki, hiç kimsenin yaptığı yanına kar kalmayacaktır. Er ya da geç adalet yerini bulacaktır. Şunu da vurgulamak isteriz ki; birlikte işledikleri suçların, kurulan kumpasların, sırf muhalif oldukları için masum insanlara yaşatılan acıların da hesabını adalet önünde herkes verecektir. Bu hesabı yalnız bugün ortaklıktan kovulanlar değil, şimdi kendilerini her şeyi yapmaya muktedir görenler ve buna hakkı olduğunu düşünenler de verecektir. Hukuksuzluğun kimden gelip kimi hedef aldığı hususu konumuz değildir ve hiç bir zaman da olmamıştır. Bildiğimiz, inandığımız ve savuna geldiğimiz husus; savunma hakkının kutsallığı, herkesin adil yargılanmaya hakkı olduğu ve en önemlisi adaletin kendisidir. 
Biz yaşanan kavganın bir tarafı olmadık, olmayacağız da. Biz adaletsizliklerin hukuksuzlukların ortaya çıkmasından yanayız. Biz yalnızca hukukun üstünlüğünün, adil yargılanma hakkının ve silahların eşitliği ilkesinin savunucusuyuz. Kanunla ortadan kaldırılmaya çalışılan savunma hakkının, masumiyet karinesinin ve doğal hakim ilkesinin taraftarıyız. Kumpasların, hırsızlık ve yolsuzlukların üzerinin örtülmesinin değil, üzerine gidilmesinin yanındayız. Basın özgürlüğünün korunması tarafındayız. Basın özgürlüğü son dönemlerde neredeyse sistematik şekilde ve defalarca ihlal edilmiştir. Gazetecilere ve basına karşı yıldırma ve baskı operasyonlarının sonuncusu, yeni yasal düzenlemelerin ilk acı meyvesi olarak 14 aralık operasyonu ile yaşanmıştır. Basın özgürlüğü bir kez daha çok ağır bir şekilde ihlal edilmiştir.
-Düşünce ve ifade özgürlüğü demokrasinin olmazsa olmazıdır. En geniş anlamda kullanıldığı alan ise basındır. Bu nedenledir ki, basın özgürlüğü hukuk devletlerinde Anayasa hükümleriyle güvence altına alınmıştır. Yine demokrasinin en temel güvencesi kuvvetler ayrılığı ilkesidir. Son derece antidemokratik ve bir hukuk garabeti olan teknikle yani torba yasa yolu ile kanunlar çıkarılarak; yargı aleyhine ve yürütme lehine düzenlemeler yapılmakta, hukuk devletinden hızla uzaklaşılarak polis devletine doğru süratle gidilmektedir. Bu noktada yargı, yürütmenin emrine tahsis edilmeye çalışılmakta ve Yargı, Yürütme erki tarafından bir intikam aracı olarak kullanılmaya çalışılmaktadır.
Yargı ve hukuk hiçbir kimsenin, kurumun ve iktidarın oyuncağı ve intikam aracı olamaz. Tarafsız ve bağımsız yargı, tabii hakim ilkesi, masumiyet karinesi, adil yargılanma hakkı, silahların eşitliği ilkesi ve etkin savunma hakkı yurttaşların canlarının, mallarının, namuslarının ve özgürlüklerinin güvencesidir. Yargının kurucu unsuru olan savunmayı temsil eden avukatlar ve Aydın Barosu olarak, dün olduğu gibi bugün de bu ilkelerin yanında; haksızlığı ise kim yaparsa yapsın, kime karşı yapılırsa yapılsın karşısındayız ve bundan sonra da karşısında olacağız. Hiç kimsenin değil, sadece ve sadece adaletin ve hukukun üstünlüğünün tarafında olduğumuzu ve bu değerlere yönelik her türlü saldırının karşısında karalılıkla duracağımızı, bir kez daha kamuoyuna saygılarımızla duyururuz.

 

AYDIN BAROSU YÖNETİM KURULU ADINA 
BARO BAŞKANI 
AV. GÖKHAN BOZKURT

Okunma 1833 defa Son Düzenlenme Salı, 14 Nisan 2015 20:38

IP Adresiniz :54.166.188.64
IP Adresiniz kayit altina Alinmistir ..