Aydın Barosu
Perşembe, 29 Kasım 2018 12:18
Sosyal Etkinlikler Komisyonu Koordinatörü Av. Nurcan Arslan
Sosyal Etkinlikler Komisyonu Üyesi Av.Barış  Serin
Sosyal Etkinlikler Komisyonu Üyesi Av.Büşra  Karasaban
Sosyal Etkinlikler Komisyonu Üyesi Av.Demet  Şimşek
Sosyal Etkinlikler Komisyonu Üyesi Av.Ece Nur  Ercedoğan
Sosyal Etkinlikler Komisyonu Üyesi Av.Fatma Büşra  Aknehir
Sosyal Etkinlikler Komisyonu Üyesi Av.Gönül  Adıgüzel
Sosyal Etkinlikler Komisyonu Üyesi Av.Hüma  Sezer
Sosyal Etkinlikler Komisyonu Üyesi Av.Melisa  Atlı
Sosyal Etkinlikler Komisyonu Üyesi Av.Musa Oğuz  Çamlık
Sosyal Etkinlikler Komisyonu Üyesi Av.Senem  Bircan
Sosyal Etkinlikler Komisyonu Üyesi Av.Tuğçe  Acar
Sosyal Etkinlikler Komisyonu Üyesi Av.Umut Yener  Köse
Sosyal Etkinlikler Komisyonu Üyesi Av.Yüksel  Esmeray
Perşembe, 29 Kasım 2018 12:08
Kadın Hakları Komisyonu Koordinatörü Av. Hatice İrem Bozkurt
Kadın Hakları Komisyonu Başkanı Av. Sacide Özatlı Köprülü
Kadın Hakları Komisyonu Başkan Yardımcısı Av. Kübra Hergül
Kadın Hakları Komisyonu Sekreteri Av. Sinem Çankaya
Perşembe, 29 Kasım 2018 12:05
Çocuk Hakları Komisyonu Koordinatörü Av. Rabia Altuntaş Çiftçi
Çocuk Hakları Komisyonu Başkanı Av. Cennet Ceyda Boğa
Çocuk Hakları Komisyonu Başkan Yardımcısı Av. Ece Nur Ercedoğan
Çocuk Hakları Komisyonu Sekreteri Av. Hüma Sezer
Perşembe, 29 Kasım 2018 11:35
CMK Yürütme Kurulu Koordinatörü Av. Anıl Yetişkin
CMK Yürütme Kurulu Üyesi Av. Didem Özhan
CMK Yürütme Kurulu Üyesi Av. Feridun Bekir Uysal
CMK Yürütme Kurulu Üyesi Av. Hidayet Türkeş
CMK Yürütme Kurulu Üyesi Av. Ozancan Belci
CMK Yürütme Kurulu Üyesi Av. Şükrü Elmalı
Perşembe, 29 Kasım 2018 11:03
Adli Yardım Kurulu Koordinatörü Av. Hatice İrem Bozkurt
Adli Yardım Kurulu Başkanı Av. İlker Üstündağ
Adli Yardım Kurulu Başkan Yardımcısı Av. Gülşah Durmuşoğlu
Adli Yardım Kurulu Yazmanı Av. Elif Çağla Kotan
Cuma, 23 Kasım 2018 11:51

Aydın Barosu Kadın Hakları Komisyonumuz tarafından 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü nedeniyle Baro Başkanlık Odası’nda basın açıklaması yapılmıştır.

T Ü B A K K O M
25 KASIM "KADINA YÖNELİK ŞİDDETİN ORTADAN KALDIRILMASI İÇİN ULUSLARARASI MÜCADELE GÜNÜ"
BASIN AÇIKLAMASI

Kadına yönelik şiddet bir insan hakkı ihlalidir. Şiddet “kişinin, fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik açıdan zarar görmesiyle veya acı çekmesiyle sonuçlanan veya sonuçlanması muhtemel hareketleri, buna yönelik tehdit ve baskıyı ya da özgürlüğün keyfi engellenmesini de içeren, toplumsal, kurumsal veya özel alanda meydana gelen fiziksel, cinsel, psikolojik, sözlü veya her türlü tutum ve davranıştır”. Günümüzde yalnızca kadın olmaları nedeniyle cinsiyete dayalı ayrımcılığa uğrayan, şiddete maruz kalan kadın sayısının giderek arttığını görmekteyiz. Yapılan tüm eğitim, bilinçlendirme çalışmalarına ve yasal düzenlemelere rağmen kadınların temel hak ve özgürlüklerinin ihlal edilmesi engellenememektedir.

Kadınlar hukuki, ekonomik, sosyal ve siyasi alanda eşit bir biçimde yer alamamakta, yaşam hakları ihlal edilmekte, geliri eşit paylaşamamakta, savaş ve yoksulluktan en fazla etkilenen kesim olmakta, toplumsal cinsiyet eşitsizliğiyle mücadele etmektedir.

Ülkemizde her üç kadından birisi fiziksel, cinsel, psikolojik, ekonomik şiddete maruz kalmakta, her yıl artan oranda yüzlerce kadın öldürülmektedir. Dünya Ekonomik Formu’nun 2017 yılı Küresel Cinsiyet Uçurumu raporuna göre ülkemiz cinsiyet eşitliği sıralamasında 144 ülke arasında 130. Sırada yer almaktadır. Kadınlarımız istihdam alanlarından çekilmekte; sosyal güvenceden yoksun bir şekilde zor çalışma koşullarında çalışmaya zorlanmaktadır. Kadınların siyasete katılma, karar mekanizmalarında yer alma oranları olması gereken düzeyde değildir.

Yasalar yönünden güçlü bir mücadele zemini olmasına rağmen kadının insan hakları ihlalinin artmasının nedeni mücadelenin samimi bir şekilde yapılmaması, toplumsal zihniyet dönüşümünün sağlanmamış olmasıdır. Bir yandan yasaları çözüme odaklı değiştirirken, diğer yandan kadınlara karşı kullanılan dilin siyasi amaçlı olarak kadın haklarına aykırı olması toplumsal zihniyet değişikliğini engellemektedir. Kadına yönelik şiddetin önlenmesi için devletin çok yönlü, bütüncül politikalar üretmesi yanında bu mücadelenin toplumsal düzeyde ortak, etkin ve kararlı bir şekilde yürütülmesi gerekmektedir. Kadınlara yönelik şiddeti doğuran ve bunu sistematik hale getiren tutum ve davranışları ortadan kaldırmak için bireylerin ve toplumun kadına bakış açısını değiştirecek zihniyet dönüşümü yaratacak politikaların ortaya koyulması ve samimi bir şekilde ısrarla uygulanması zorunludur.

Kadın kazanımlarını hukuken ortadan kaldıracak yasal düzenlemelerin yapılmaya çalışılması, laik ve bilimsel eğitimden uzaklaşılması, Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı kurumlarda üniversitelerde ve kamu-kurum ve kuruluşlarında kullanılan dil ve açıklamalar kadın mücadelesini olumsuz etkilemekte, kadının insan haklarının ihlalinin artmasına yol açmaktadır. İstanbul Sözleşmesi’ni imzalayan bir ülke olmamıza rağmen, aile hukuku ve kadına karşı şiddet alanında uzlaşma ve arabuluculuk uygulamasının düşünülmesi, nafaka konusunda yapılmak istenilen değişiklik sözleşme hükümlerinin ihlali olacağı için kabul edilemez. Eğitim müfredatına toplumsal cinsiyet dersinin eklenmemesi, kadına ve çocuğa yönelik davalarda Barolarımızın katılma taleplerinin kabul edilmemesi, yargılamalar sırasında kadınların ikincil mağduriyetlerine yol açılması gibi bir dizi sorun kadına yönelik şiddetle mücadele etkinliğini azaltmaktadır.

Devlet ve Siyasi iktidarlar, kadına yönelik şiddet ve ayrımcılığın önlenmesi için gerekli yasal düzenlemeleri yapmak, tedbirleri almak, toplumsal zihniyetin dönüşümünü sağlayacak politikalar üretmek ve bunun ödünsüz uygulaması için çalışmak, bu alanda faaliyet gösteren Barolarımız ve sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliği yapmak durumundadır.

Türkiye Barolar Birliği Kadın Hukuku Komisyonu ve Baroların Kadın Hukuku Komisyonu/ Merkezleri olarak; dün olduğu gibi bugün de; kadınların Cumhuriyetle elde ettiği kazanımlara aykırılık oluşturacak yasal değişikliklerin karşısında olmaya devam ederek; kadınların insan haklarının ihlallerine yol açan her türlü davranışa, tutuma karşı, kadına yönelik şiddet ve ayrımcılığın ortadan kaldırılması mücadelemizi etkin ve kararlı bir şekilde sürdüreceğimizi kamuoyuyla paylaşıyoruz.

TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ KADIN HUKUKU KOMİSYONU

Salı, 20 Kasım 2018 12:31

Basına ve Kamuoyuna; 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü olması vesilesiyle toplanmış bulunmaktayız.

Çocukların yetişkinlerden daha özellikli fizyolojik, davranış ve psikolojik özellikleri olduğu bilincinin yerleşmesi ve bilimsel yaklaşımlarla herkesin bu sorumluluğu yüklenmesi gerektiği düşüncesi, Cenevre Çocuk Hakları Bildirisi ile şekillenmiştir. Günümüzde çocuk hakları ile ilgili olan uluslararası belge 20 Kasım 1989 tarihinde Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilen ve 193 ülke tarafından onaylanmış olan Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşmedir. 20 Kasım günü ise günümüzde Evrensel Çocuk Günü (Universal Children's Day) veya Çocuk Hakları Günü olarak kabul edilmiştir.

Uluslararası Af Örgütü’nün verdiği bilgilere göre pornografi, şiddet ve yasa dışı faaliyetlerin çokça görüldüğü ülkelerde çocuk istismarı had safhalara ulaşmaktadır. İstatistikler dünya üzerinde 5-14 yaş grubu arasında 250 milyon çocuk işçi olduğunu söylerken 12-17 yaş grubundaki milyonlarca çocuğun okula devam edemediğini ortaya koymaktadır. Toplam 165 milyon yetimin bulunduğu rapor edilen dünyamızda BM Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF)’na göre her gün beş yaşın altında 22.000 çocuk önlenebilir sebeplerden dolayı hayatını kaybetmektedir.

Çocuk Hakları Sözleşmesi ve akabinde kurulan BM Çocuk Hakları Komisyonu’nun tüm çalışmalarına rağmen, bugün çocuklar hâlâ toplumun istismara en açık ve savunmasız grubunu teşkil etmektedir.

Günümüz Türkiye’sinde de çocuk haklarının korunmaya açık bir durumda olduğu hiç kuşkusuz ortadadır.

Ülkemizin 14 Ekim 1990'da imzaladığı sözleşme, 27 Ocak 1995'te Resmi Gazete'de yayımladıktan sonra yürürlüğe girmiştir. Sözleşmenin yürürlüğe girmesinin üstünden 23 yıl geçmesine rağmen Türkiye'de hala 400.000'i tarımda çalışan bir milyona yakın çocuk işçi, çocuk yaşta evlendirilen kız çocukları ve çatışma ortamında kaybedilen, Suriye savaşından kaçarak Türkiye’ye sığınan ailelerin çocukları, mülteci çocuklar hala günümüzde kanayan bir yaramızdır.

Antalya’da 4 hastaneden de geri çevrilen Suriyeli Ali Ahmet’in Ölümü,

Van’da 38 Günlük bebeğe yapılan cinsel istismar ve işkence,

Diyarbakır’da 16 yaşındaki zihinsel engeli olan çocuğa 10 kişi tarafından cinsel istismarın gerçekleştirilmesi,

VAN ERCİŞ’TE CİNSEL İSTİSMAR SUÇUNDAN 1.5 YILDIR TUTUKLU YARGILANAN ERKEK TAHLİYE EDİLİRKEN, İSTİSMAR MAĞDURU ÇOCUK KORUMA ALTINA ALINMAMASI,

Adana’da cezaevinde çıkan yangında iki çocuğun ölmesi,

Ve daha nice ihlaller gün geçtikçe azalmak yerine artmaya devam etmektedir. 2018 ‘de hazırlanan Türkiye’de çocuk istismarı raporuna göre cinsel suç mağdurlarının yüzdesi 2014’ten 2016’ya kadar arttı, çocuk mağdur sayısı 74.064 iken 83.552’ye yükseldi. Tüik verilerine göre 2008-2016 yılları arasında çocuklar hakkında yapılan kayıp müracaatları da 104.530 olmuştur. Son olarak Aralık 2017’de yayınlanan raporda, son 7 Yılda en az 3.947 çocuğun yaşam hakkı çeşitli nedenler ile ihlal edildi.

Unutmamak gerekir ki;

-On sekiz yaşından küçük olan herkes çocuktur.

-Çocuklar hayatta kalmalı, özgürce yaşamalı ve gelişmelidir. Bunu sağlamak ise tüm devletlerin görevidir. Hükümetlerin bunun karşısında mazeretleri olmamalıdır. Devletler bağlı oldukları uluslar arası sözleşmelerde yer alan hükümlere uymalı ve toplum genelinde uyulmasını sağlama yollarını bulmalıdır. Toplumsal kaosun önüne ancak ve ancak evrensel olarak çocukların korunmasıyla birlikte onların sağlıklı bir toplumun en önemli bileşeni olduğu vurgusu yerleştirilerek geçilebilir. -Çocukları etkileyecek kararlar alınırken, fikirlerini oluşturma yeteneğine sahip her çocuk görüşlerini serbestçe ifade edebilmelidir. Baroların ve sivil toplum kuruluşlarının çocuk hakları konusundaki seslerine kulak verilmeli, kolluk kuvvetleri ve ceza infaz kurumları daha çok denetlenmelidir.

-Sözleşmeye taraf devletler çocukların her türlü ihmal, istismar ve şiddet karşısında gerekli tüm yasal, idari, toplumsal, eğitsel bütün önlemleri almalıdır

-Çocuklar suçların kurbanı olduğu gibi faili de olabilmektedir. Toplumsal durumlar ve şartlar çocukları suç işlemeye itebilmektedir. Bu durumda da devletler, çocukları bastırıcı yöntemlerle cezalandırmak yerine rehabilitasyon etme yoluna giderek çocukların topluma kazandırılması yolunu tercih etmelidir.

-İster tek başına olsun isterse ana–babası veya herhangi bir başka kimse ile birlikte bulunsun, mülteci statüsü kazanmaya çalışan ya da uluslararası veya iç hukuk kural ve usulleri uyarınca mülteci sayılan bir çocuk, bulunduğu ülkedeki çocuklarla aynı haklara sahiptir.

-Taraf Devletler, her çocuğun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaksal ve toplumsal gelişimini sağlayacak yeterli bir yaşam standardı sağlayacağını temin etmelidir. Tekrar vurgulamak gerekir ise;

-Anayasanın 10 ve 41. Maddelerinde düzenlendiği gibi devlet her türlü istismara ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alması gerekir. Devletin çocukları koruma konusunda pozitif yükümlülüğü vardır, bu durum göz ardı edilmemelidir.

- Eğitim sistemi bilimsel TEMELLERE oturtulmalıdır. Çocuklar fırsat eşitliği çerçevesinde eşit ve parasız bir eğitime kavuşturulmalı, cemaat okul ve yurtlarına mecbur bırakılmamalıdır.

-Basın ve yayın organları çocuğun üstün yararını esas alan yayın çizgisi izlemeli, bu konudaki denetimler arttırılmalıdır..

-Güvenlik birimleri, öğretmenler ve doktorlar başta olmak üzere çocukla temas eden tüm meslek dallarında görev alanlar düzenli eğitilmeli ve denetlenmelidir.

-Çocuğa karşı işlenen suçlarla mücadelede daha etkin ve bilinçli Çocuk haklarını esas alan politikalar üretilmeli. Örneğin Kadın ve Çocuk Haklarına ilişkin iki ayrı bakanlık kurulmalı, bu konuda meclis harekete geçmelidir. Basın açıklamamızın başında da değindiğimiz gibi, Taraf olduğumuz konuyla ilgili uluslar arası sözleşmelerde yer alan hükümler tam anlamıyla uygulanmalıdır.

-Ayrıca çocuğun suç işlemesi hallerinde de “fail” sıfatıyla değerlendirilmemesi ve sadece suça sürüklenebileceği hususu göz önünde bulundurulmalıdır.

-Kültürel ve ahlaki yozlaşmalara karşı Cumhuriyet kazanımlarına üstünlük verilmeli, Atatürk İlke ve İnkılapları’na sahip çıkılmalıdır. -Çocuklar dâhil hiç kimse renklerine, cinsiyetlerine, tabiiyetleri ve inançlarına göre farklı muameleye tabi tutulmamalıdır. Kendi kültürlerinden, inançlarından ve dillerinden yoksun bırakılmamalıdır.

-Çocuklar, ekonomik sömürüye ve her türlü tehlikeli işte ya da eğitimine zarar verecek ya da sağlığı veya bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaksal ya da toplumsal gelişmesi için zararlı olabilecek nitelikte çalıştırılmaya karşı korunma hakkına sahiptir. Engelli çocuklar için de özel bakım ve eğitim uygulanmalı, toplum ile bütünleştirilmeleri kamu kurumları desteği ile sağlanmalıdır.

Aydın Barosu Çocuk Hakları Komisyonu; Her çocuğun hak sahibi, eşit, özgür, mutlu ve onurlu birer birey olarak yaşamda var olabilmeleri için çocukların yararına bütüncül bir dönüşümü savunmaya, onları suçların kurbanı ve faili olma noktasında her türlü menfi durumdan korumaya sonuna kadar devam edecektir. Bu noktada baromuz kamu kurum kuruluşları, sivil toplum örgütleri ile her zaman ortak çalışmaya, işbirliği halinde olmaya da hazırdır.

Saygılarımızla.

Pazartesi, 19 Kasım 2018 12:01

CUMHURİYETİMİZİN KURUCUSU ULU ÖNDER M. KEMAL ATATÜRK’ÜN EBEDİYETE UĞURLANIŞININ 80. YILDÖNÜMÜNDE AYDIN VALİLİĞİ ÖNÜNDE GERÇEKLEŞTİRİLEN ANMA TÖRENİNE BAROMUZU TEMSİLEN T.B.B. DELEGEMİZ AV. SELİM SAVAŞ SEYİTLİGİL KATILMIŞTIR.

ATAMIZIN SEVGİSİ, KALBİMİZDEN VE BEYNİMİZDEN ASLA SİLİNMEYECEKTİR. SEVGİ VE RAHMETLE ANIYORUZ.

Pazartesi, 19 Kasım 2018 11:59

CUMHURİYETİMİZİN KURUCUSU ULU ÖNDER M. KEMAL ATATÜRK’ÜN EBEDİYETE UĞURLANIŞININ 80. YILDÖNÜMÜNDE KUŞADASI’NDA GERÇEKLEŞTİRİLEN TÖRENE KUŞADASI BARO TEMSİLCİMİZ AV. ESRA TÜKENMEZ VE DEĞERLİ MESLEKTAŞIMIZ AV. MUSTAFA AYHAN KATILMIŞTIR.

 
Pazartesi, 19 Kasım 2018 11:56

Yönetim Kurulumuz, yeni seçilen Ankara Barosu Yönetim Kurulunu ziyaret etmiş, mesleki işbirlik ve mesleğimizin sorunları üzerine fikir alış verişinde bulunmuştur.

 
IP Adresiniz :52.91.90.122
IP Adresiniz kayit altina Alinmistir ..