Aydın Barosu
Cuma, 14 Temmuz 2017 12:12

BASIN AÇIKLAMASI

Ülkemiz tam bir yıl önce, akşam saatlerinden itibaren bir kaosla karşı karşıya kalmıştır. Bugün FETÖ/PDY adı verilen terör örgütünün darbe girişimi sonucunda birçok güvenlik görevlisi, asker ve sivil vatandaşımız şehit olmuştur. Bu hain kalkışmanın ardından derhal başlatılan soruşturmalar sonucunda açılan davalar devam etmekte olup, bir yandan da yeni soruşturmalar yürütülmektedir. Darbe girişiminden önce de, sonra da defalarca söylediğimiz üzere; devletin içerisinden bu paralel yapı temizlenmeli, bunun için ne gerekiyorsa hukuk içerisinde kalınarak yapılmalıdır. Bu yapı temizlenirken, terör örgütünün hangi ayağı olduğuna bakılmaksızın, kurum, kuruluş, siyaset ayrımı gözetilmeden mücadele edilmeli, her hain cezasını mahkemeler önünde almalıdır. Yine; bu yapı temizlenmeye çalışılırken, örgütün bugüne kadar yaptıkları ve son kanlı girişimlerinden ders çıkarılarak, artık devlet işlerinde liyakate önem verilmeli, hiçbir cemaat, cemiyet, tarikat, ne ad altında olursa olsun hiçbir grubun devlet içerisinde yuvalanmasına artık fırsat ve imkan verilmemelidir.

Askerimize, polisimize ve demokrasiye sahip çıkmak üzere sokaklara dökülmüş yurttaşlarımızın üzerine kurşun atacak, gazi Meclisimizi bombalayacak kadar alçak ve şerefsiz olan bu yapı, bir günde büyümüş, güçlenmiş bir yapı değildir. Bu yapı, neredeyse 50 yıldır sistemin içine yerleşmiş, hastalık gibi devletin bütün hücrelerini sarmıştır.

Sonuçları çok ağır olan bu hain girişim neticesinde vatanını, bayrağını, devletini korumak isteyen askerimiz, polisimiz, sivil vatandaşlarımız şehit olmuş ya da yaralanmışlardır. Bu kutsal amaç için şehit olanlara 15 Temmuz'un yıldönümü vesilesiyle bir kez daha Allah'tan rahmet diliyor, gazilerimizi saygıyla anıyoruz. Bir daha ne 15 Temmuz ne de öncesinde Ergenekon, Balyoz, Casusluk davası gibi davalarla insanların hayatını karartan, yok eden böyle hiç bir yapıya geçit verilmemesi için herkesi uyanık davranmaya ve hukukun üstünlüğüne inanarak sahip çıkmaya davet ediyoruz.

Bu süreçte ve uzun yıllardır ve defalarca belirttiğimiz üzere; Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde verdiğimiz Kurtuluş Savaşıyla kurulan Cumhuriyetimizin, demokrasimizin ve anayasada yer alan laik demokratik, sosyal hukuk devleti ile bölünmez bütünlüğümüzün daima yanındayız.

Aydın Barosu olarak bir kez daha ifade etmek isteriz ki; bütün yaşananların sebebi hukukun ayaklar altına alınması, Cumhuriyetin Savcısı olarak görevlendirilen FETÖ'nün avcıları, Türk Milleti adına değil, terör örgütü lideri Fetullah Gülen adına karar veren hakimlerdir. Bu kanserli hücrelerden arınarak yeniden ayağa kalkıp muasır medeniyetler seviyesine yükselmiş, birlik ve beraberliğini sağlamış bir millet halinde aydınlık yarınlara yürümemizin tek yolu da hukukun üstün, yargının bağımsız ve tarafsız, liyakatin her kademede esas alındığı, ulu önder Atatürk'ün işaret ettiği kutlu yoldur.

Cumhuriyetle yaşıt Aydın Barosu Egemenlik Kayıtsız Ve Şartsız Milletindir ilkesine sonuna kadar bağlı,   kimden ve ne şekilde gelirse gelsin HER TÜRLÜ DARBEYE KARŞI, demokrasi ve hukukun yılmaz savunucusu olmaya devam edecektir. 14.07.2017

AYDIN BARO BAŞKANLIĞI

Perşembe, 13 Temmuz 2017 11:16

AYDIN BAROSU İNSAN HAKLARI KOMİSYONU ve KADIN HAKLARI KOMİSYONU BASIN AÇIKLAMASI

Sakarya'nın Kaynarca ilçesinde 2 kişi, 9 aylık hamile kadına önce tecavüz etmiş, sonra yanındaki 10 aylık bebeği ile birlikte kadını vahşice öldürmüşlerdir.

Eşinin ve çocuğunun yaşamlarını korumak, onları yaşatabilmek için mülteci olmayı kabullenen bir baba eşiyle 10 aylık çocuğunun vahşice öldürülüşünün tarif edilemez acısı ile baş başa kalmıştır.

Bu vahşet hem ataerkilliğin hem de aylardır mültecilere yönelik genelleyici, karalayıcı aynı zamanda kışkırtıcı beyan ve haberler ile insani değerleri bir kenara bırakarak olayları değerlendirmenin sonuçlarından biridir.

Olayda dikkat edilecek diğer bir durum da öldürülen kadının kocasından intikam almanın aracı olarak kadın vücudu kullanılmasıdır. Kadının insan olduğunun kabul edilmesi, cinsel birer obje olarak görülmekten ve gösterilmekten bir an evvel çıkarılması, bunun için etkin çalışmaların yapılması gerekmektedir. Bu anlamda, sadece yasal caydırıcı düzenlemeler yeterli kalmamakta, beyinlerdeki kalıplaşmış düşünce ve yargıların kırılması için ciddi adımlar atılması gerekmektedir.

Bir düşünürün söylediği gibi: "Eğer çocuklar gerçek anlamda yurt severliğin ne olduğunu anlayacak biçimde eğitileceklerse, annelerin birer yurt sever olması gerekir." Kadınların akla uygun şekilde, fonksiyonel ve özgür insanlar olduğu topluma kabullendirilmedikçe bu vahşi saldırıların mağduru olmaya devam edeceklerdir.

Yaşanan olayın diğer boyutu ise; Mülteci krizidir. İnsanlık tarihi kadar eski ve hiçbir zaman çözülmemiş bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği'nin yayımladığı rapora göre; dünyada her 122 kişiden biri savaş, baskı ve çatışma gibi nedenlerden evini terk etmek zorunda kalmaktadır. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 14. Maddesine göre; "Herkes, zulümden kurtulmak için başka ülkelere iltica etme ve bundan yararlanma hakkına sahiptir." Yaşanan insanlık dramlarının yanında, mültecilere karşı ön yargılı, hoşnutsuz tutumlar ve söylemler ile insani değerler hiçe sayılmaktadır. İnsan hak ve hürriyetlerine yönelik düzenlemeler göz ardı edilmektedir.

Yeni bir statü ortaya çıkmıştır. 'Mülteci' olmak... Sadece o ülkede yaşayan, yabancı olmaktan daha farklı, insanı insan olarak değerlendirmekten uzak bir anlam yüklenmektedir. Ülkeler arası politikaların, istilacı devletlerin sırf kendi ekonomik çıkarları için başka ülkelere silahlı müdahaleleri sonucu, insanlar evlerinden, yurtlarından olmakta, yaşanan olaydaki gibi insanlık dramları ortaya çıkmaktadır.

Bu durum devletlerin uluslar arası anlamda insan hakları sınavıdır. Salt yaşamlarını sürdürme çabasıyla başka bir ülkede yaşamalarında o insanların hiçbir suçu yoktur. Bu, geniş çapta devletlerin sorunudur. Devletlerin ekonomik politikalarından kaynaklı, insani değerler göz ardı edilerek, istilacı tutumların beraberinde getirdiği silahlı çatışmalar, savaşlar önlenmeli, insancıl hukukun ilkelerine saygı gösterilerek, gerekleri uygulanmalıdır.

Asla yaşanmaması gereken bu vahşeti kınıyor, davanın yakından ve sonuna kadar takipçisi olacağımızın bilinmesini istiyoruz.

AYDIN BAROSU

İNSAN HAKLARI KONİSYONU  KADIN HAKLARI KOMİSYONU

Cuma, 30 Haziran 2017 14:01

Baro Başkanımız Av. Gökhan Bozkurt Aydın Valiliğine atanan Sayın Vali Yavuz Selim Köşger’i karşılama törenine katılmıştır. Sayın Valimize hoşgeldiniz diyor,  yeni görev yerinde başarılar diliyoruz

 

Cuma, 30 Haziran 2017 07:37
Perşembe, 29 Haziran 2017 07:47

Baro Başkanımız Av. Gökhan Bozkurt ve Yönetim Kurulu Üyemiz Av. Rabia Altuntaş Çiftçi, Valimiz Ömer Faruk Koçak’ın Protokol Üyelerince onuruna düzenlenen veda yemeğine katılmıştır.

 
Pazar, 25 Haziran 2017 03:47
Cuma, 23 Haziran 2017 11:31
İnsan Hakları Komisyonu Koordinatörü Yönetim Kurulu üyemiz Av. Rabia Altuntaş Çiftçi ile Komisyon Başkanımız Av. Selmin Türkel, Nazilli Denetimli Serbestlik Müdürlüğü'nde "sanık veya hükümlülerin yeniden topluma kazandırılmasına yönelik eğitim ve iyileştirme faaliyetleri kapsamında insan hakları" konulu seminer vermişlerdir.
 
 
Çarşamba, 21 Haziran 2017 06:08

Birlik ve beraberlik içinde gerçekleştirdiğimiz geleneksel iftar yemeğimiz, huzur evinden yaşayan büyüklerimiz, meslektaşlarımız ve basın mensuplarımızla gerçekleştirildi. Katılan herkese teşekkürler.

Pazartesi, 19 Haziran 2017 07:38

EGE VE MARMARA BARO BAŞKANLARI TOPLANTISI SONUÇ BİLDİRGESİDİR 
17 Haziran 2017 tarihinde Manisa'da toplanan Ege-Marmara Baro Başkanları, ülkemizin içinde bulunduğu süreci ve özellikle de yargı dünyamızın sorunlarını görüşüp değerlendirerek, aşağıdaki hususların kamuoyuna duyurulmasına karar vermiştir.

IP Adresiniz :54.161.3.96
IP Adresiniz kayit altina Alinmistir ..