Aydın Barosu
Çarşamba, 18 Eylül 2013 00:00
Çarşamba, 18 Eylül 2013 00:00
Salı, 24 Eylül 2013 00:00

TMK'YI KÖKTEN KALDIRIP ATMAK LAZIM'


Türkiye Barolar Birliği Başkanı Prof. Dr. Metin Feyzioğlu son olarak yeni yargı yılı açılışında, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve diğer hükümet yetkililerinin karşısında yaptığı konuşmayla tartışıldı. İktidara yönelik ağır eleştiriler taşıyan konuşması, Erdoğan tarafından "gözümüzün içine baka baka bizi eleştirdi, bu bir hakarettir" sözleriyle değerlendirildi. İktidarın hedefinde olan Feyzioğlu ile Türkiye halkının içinde yaşadığı yargı kabusunu; davalar, soruşturmalar ve tüm bunların hukuktaki yerini konuştuk. 

-Yeni yargı yılı açılışında yaptığınız konuşma çok tartışıldı, nasıl tepkiler aldınız? 
Çok olumlu tepkiler aldım. Sosyal medyada paylaşımı 10 milyon civarında oldu. Binlerce kutlama mesajı geldi. 

Bekliyor muydunuz bu kadar büyük bir destek? Şaşırmadım. Desteği doğru sözler söylenmesine bağlıyorum. Her satırı, her kelimesi üzerinde düşünülmüştür o açıklamanın. Ben aslında milyonlarca insanın düşündüklerini söyledim. İnsanların hiç aklından geçmeyenleri ilk defa söylemiş değilim. Ancak demokratik kurallar, hukuk kuralları düzgün işlemediği için bütün söylediklerimin doğru olduğu kabulüyle çok ağır tepki verdi siyasi iktidar. Sayın Başbakan'ın St. Petersburg'da Suriye ile ilgili konuşmasından önce -yani bu kadar önemli bir konudan bile önce- "gözümüzün içine baka baka bizi eleştirdi, bu bir hakarettir" dedi. 

-Erdoğan'ın gözünün içine baka baka konuştunuz gerçekten, kurgulamış mıydınız böyle bir şeyi? Siz konuşurken Erdoğan'ın yüzünde nasıl bir ifade vardı, gözlemleyebildiniz mi? 

Bunu düşünmedim, ben konuşmamı yaptım. Bunun çok büyütülecek bir konu olmaması gerekir. Ben demokrasinin tarifini o olaydan sonra şöyle yapıyorum: Bir yurttaşın bir ülkenin başbakanının ve cumhurbaşkanının gözünün içine baka baka rahatça eleştirebildiği ve o yöneticinin de bu eleştirileri "benim gözümün içine baka baka nasıl eleştirirler, bu bir hakarettir" demediği rejimin adı demokrasidir diyorum artık. Tabi o gözünün içine bakamama geleneği demokrasi öncesi bir kültürden geliyor. Tek adamlık, hükümranlık devrinden geliyor. Bizim geleneğimiz farklı, biz cumhuriyet geleneğinin nesilleriyiz. 

-Türkiye'nin en sorunlu gündemlerinden birinin rahatlıkla "AKP-Cemaat-Yargı" ilişkisi olduğunu söyleyebiliriz. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz bu durumu? 

Bakın AKP ya da Cemaat yargısı şeklindeki terimleri hiçbir zaman kullanmadım. On binin üzerinde hakim var. Bütün bu hakimleri topluca hedef almak hem yapıcı değil, hem gerçekçi değil. Ayrıca bizim işimizin hep sistemlerle ilgili olduğunu söylemişimdir. Bana göre, sistem şu anda AKP etkisine açık haldedir. Bu etkileme gücü o davada kullanılır, bu davada kullanılmaz ya da hiç kullanılmaz. Tabii algı, siyasi iktidarın etkileme gücünü son zamanlarda da artan oranda sıklıkla kullandığı yönünde. Çünkü siyasi iktidarın temsilcileri bir mitingde, bir basın toplantısında, bir festival açılışında, herhangi bir yerde insanları korkutucu, endişeye sevk edici ve yargıyı da harekete geçirici bir cümle sarf ettiklerinde, bir bakıyorsunuz gerçekten yargı harekete geçiyor. Yani "başımızda Twitter diye bir bela var" deniyor, insanlar evlerinden toplanmaya başlıyor. "Bu memleketin savcıları şu işi soruşturur" deniyor ve bir bakıyorsunuz sabahına baskınlar yapılıyor. 

-Özellikle Gezi Direnişi'nin ardından iyiden iyiye yaygınlaşan soruşturmalar, gözaltılar, tutuklamalar var. Sürekli gazetelerde "500 kişi, bin kişi hakkında dava açılması bekleniyor" türü haberler çıkıyor. Bu rakamların ortada hiçbir şey yokken telaffuz edilmesi, bu söylentiler, normal mi bu durum?

Elbette değil. Ankara polisinin dünyaya şikayet ettiğimiz bir fezlekesi var. Aşağı yukarı şöyle söylüyor: Sayıyor birtakım meslek örgütlerini, sivil toplum, sanatçı örgütlerini ve "hükümet muhalifi olan bu örgütler" diye başlıyor. Şimdi sen politika yazarı mısın, politika eleştirmeni misin, kimsin? Kimin hükümet muhalifi olduğunu, kimin olmadığını nereden biliyorsun. Ayrıca da sana ne? Polisin işi kimin hükümeti desteklediği kimin hükümete muhalif olduğunu saptamak mı? Bu cümleyle giriş yaptıktan, fezlekede "hükümet muhalifi sivil toplum örgütleri" dedikten sonra zaten mantığını koyuyor. Mantık şu: "hükümet muhalifiysen bir kere zaten gri alana geldin, yani benim alanıma geldin. Benim alanıma geldikten sonra ben adama terörist damgasını yapıştırırım." Ondan sonra da "hükümet muhalifi örgütler bu protestoların meşru olduğu konusunda halkı ikna etmek üzere ortaklaşa çaba göstermişlerdir" diyorlar. Ki biliyorsunuz milyonlarca insan çıktı sokağa. Polis fezlekesine göre, bu insanlar kendi hallerine bırakılsalardı, gösterilerin büyük bir suç teşkil ettiğini bileceklerdi. Tutuklamaya şevklerin pek çoğunda zaten "hükümeti devirmeye teşebbüs suçlaması" var. Çünkü Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Yasası'na muhalefetten sevk etseler tartışacaktık konuyu. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile Anayasa, her yurttaşın önceden izin almaksızın gösteri ve yürüyüş yapma hakkına sahip olduğunu söylüyor. Bu yüzden hükümeti devirmekten söz ediyorlar. Ne demiş insanlar, "hükümet istifa". Ben şiddete başvurmuyorsam "hükümet gitsin" de derim, "buraya park yapılmasın" da derim ya da "hükümet kalsın" derim. Hedefin meşruluğuna göre kişileri yargılamak, son derece anti demokratiktir, baskıcıdır ve "kime göre meşrudur" sorusunu sordurur. 

-Önceki yıllarda AKP tarafından TMK'da ve diğer yasalarda terörist tanımına ilişkin değişiklikler yapılırken bu kadar yaygın uygulama alanları olacağı düşünülüyor muydu? 

Terör tanımı, terörist tanımı sürekli değiştirilir. Ellerinden yetki gitmesini istemedilderi için -ki dünden bugüne hep böyledir- değişiklikler bir türlü çözüm olmaz. Ben fakülteden 1990'da mezun oldum, 1991'den bu yana "TMK kaldırılsın" diye bas bas bağıranlardan, yazanlardan biriyim. 1991'den bu yana kalkmadığı gibi çözüm olacak hiçbir esaslı değişiklik de gelmedi. TMK'yı kökten kaldırıp atmak lazım. 

-Bu dönemde avukatlara yönelik de ağır bir baskı var. Bu baskının nedeni nedir, nasıl değerlendiriyorsunuz? 

Siyasi davalarda mutlaka savunma hakkı sınırlanır, zaten siyasi davalar da demokrasinin olmadığı ya da sağlıklı işlemediği ülkelerde görülür. İşte bu siyasete göre şekil alan davalarda, siyasi iktidara meyletmiş yargı organları, siyaset mekanizmasının kendi ellerine verdiği eğilip bükülmeye müsait kanunları kullanarak ya da kanunları yanlış yorumlayarak savunma hakkını kısıtlama yolunu seçerler. Savunma hakkının kısıtlanması demek zaten avukatın süreç içerisinde baskı altına alınması demektir. Aktarılan tecrübeler sıkıyönetim mahkemeleri, DGM'ler, hatta ihtilal sonrası kurulan sıkıyönetim mahkemeleri de dahil olmak üzere avukatlar üzerinde bugünkü kadar bir baskının olmadığı şeklinde. Baskının tahammül edilmezliğini perçinleyen bir başka husus, sıkıyönetim mahkemelerinin ya da ihtilal dönemi mahkemelerinin geçici olduğunu biliyordunuz. Oysa ÖGM'leri olağan dönemli mahkemeler olarak takdim ettiler. 

-Ali İsmail Korkmaz'ın avukatlığını üstlendiniz. Aileden mi talep geldi? 

Bizim orada bulunmamız daha ziyade Ali İsmail'in hatırasına duyduğumuz saygıdandır ve bu olayın kamuoyu gündeminde tutulmasını sağlamaya yönelik olacaktır. Ali İsmail'in davasına girmek, bir başka davayla, başka hukuksuzluklarla ilgilenmediğimiz anlamına ise hiçbir şekilde gelmez. Ali İsmail'in davasında abisi avukat Gürkan Korkmaz "girmenizi istiyorum" deyince elbette benim "hayır" demem mümkün değildi.

-AKP eliyle yaratılan bu yargı ve uygulamalar topluma nasıl sirayet ediyor?

Şu anda kapısına herhangi bir tebligat için polis memuru gelen birisinin neler yaşadığını, kalbinin nasıl küt küt attığını bir düşünün. Acaba mesela Almanya'da bir yurttaşın cep telefonuna bir mesaj gelse ve "ben filanca karakoldan arıyorum ya da falanca savcılıkta savcıyım, terör örgütüyle bağlantılı olduğunuza dair deliller var. Biz buna inanmıyoruz ancak bunları tuzağa düşürmek için şu kadar parayı şuraya bırakacaksınız, biz de onları yakalayacağız" dense. Acaba kaç Alman bir savcıdan, bir polisten böyle bir telefonu bekler ve terör örgütü üyesi olmadığını ispatlamak için bir yere para bırakır. Yani bizim insanımız polisin, savcının kendisini durup dururken terör örgütü üyesi olarak suçlayabileceği konusunda tam bir ikna olma hali içinde. Vatandaş niçin terör örgütü üyesi olduğuna dair suçlamalar bulunduğuna inanıveriyor? işte bir şirket yöneticisi, bir işadamının eşi hatta bir ev kadını niçin hemen inanıveriyor? Çünkü adli istatistiklerimize baktığımız zaman dünyanın en çok terörist yetiştiren, en verimli tarlalarına sahibiz sanki. Dünyanın en çok terörist gazetecisi, subayı, öğretim üyesi, avukatı, sendikacısı hep bizde. Bu mesleklere baktığınızda, aslında bu mesleklerin özü itibarıyla siyasi iktidarın işlerini eleştirecek konumda meslekler olduğunu görüyorsunuz. Demek ki siyasi iktidarı eleştiren meslek mensupları sistem tarafından terör örgütü üyesi olarak damgalanıyor. Bu gerçeğin de bilincinde olan yurdum insanı da korkuyla gidiyor yatırıyor parayı.

-Dedeniz Turan Feyzioğlu'nun "mesleğinde zirveye ulaşmadan siyasete atılma" vasiyeti olduğunu biliyoruz. Bir hukuk profesörüsünüz, aynı zamanda TBB Başkanısınız. Yani zirvede sayılırsınız. Düşünüyor musunuz siyasete atılmayı? 

O vasiyetin bir de devamı var; "ülkenin şartları mutlak olarak gerekli kılmadıkça girme" demiştir. Ülkenin şartlarının gerekli kılıp kılmadığı tartışılabilir, çeşitli pencerelerden. Ama ben kendi açımdan söylüyorum, şu an görevimin başındayım. Görev ahlakım bulunduğum yeri en iyi şekilde doldurmayı ve en iyi şekilde hizmet etmeyi gerektiriyor ve samimi söylüyorum, bu değerlendirmeleri yapmıyorum. Başkalarının yaptığını biliyorum, pek çok makamla ilgili bana teveccüh gösterildiğini biliyorum. Bir insan evladı olarak tabii ki onur veriyor bu bana. Ama ben bulunduğum yerlerde bir sonraki basamağı -eğer böyle bir basamak varsa- nasıl ulaşırım diye hiç düşünmedim. Bir sonrakini düşünmek yerine, bulunduğum yerdekini nasıl iyi yaparım diye düşündüm, hayat zaten sizin önünüze taşları döşüyor. 


-Türkiye'de özellikle muhalefet eden insanlar birbirinden tuhaf davalarla yargılanıyorlar. Bir anda kendilerini bir arada olamayacakları insanlarla birlikte cezaevinde buluyorlar. "Benim başıma da böyle bir şey gelir mi" korkusu yaşıyor musunuz? 

Türkiye'de insanların hukuki güvenliği maalesef yok. Sizi temin ederim bir savcıya ya da hakime sorun yargılanmaktan en çok onlar korkuyordur. Çünkü iç yüzünü biliyorlar. Bugün Türkiye'de herkes bir şeylerden çekiniyor. Benim Türkiye için endişem, kendimle ilgili duyabileceğim endişelerin ötesinde. Hukuki güvenlik eksikliği, eşit yurttaşlık noktasındaki derin sorunları, buna bağlı olarak mezhepçiliğin toplumun kılcal damarlarına en yukarıdan enjekte edilmesi, etnik ayrımcılık uygulamaları, buna bağlı olarak etnik milliyetçiliğin yükselişi ve refahın giderek artan bir şekilde adaletsiz dağılımının yarattığı toplumsal baskı, ülkeyi evlatlarımız açısından hızla yaşanamaz ve güvencesiz bir yer haline getiriyor. Bu endişe diğer bütün endişelerin önüne geçiyor. Ben endişeyle yaşayabilen bir insan değilim. Endişenin yaratması beklenen karamsar duyguyu, mücadele ederek aşmayı daha faydalı gördüm. Kendi kendime bu görevi verdim ama geri alma yetkisine de sahip değilim. Çünkü bu görev milyonlarca yurttaşımız tarafından damgalandı, mühürlendi. Artık vazgeçme hakkına da sahip olmadığımı düşünüyorum. Dolayısıyla şahsıma ait olmayıp, milyonlarca insanın ortak kaygılarını dile getiren bir mücadele olduğu için halka emanet olduğumu düşünüyorum.


SOL GAZETESİ - GÖRÜŞME: HATİCE İKİNCİ

 

 

 

Salı, 24 Eylül 2013 00:00

 

"Bir Avukat Yanında, Avukatlık Ortaklığında veya Avukatlık Bürosunda Ücret Karşılığı Birlikte Çalışan Avukatlar Yönergesi”

 

DUYURU NO:2013/71

Birliğimiz Yönetim Kurulunun 09.09.2013 günlü, 2013-981 sayılı kararıyla kabul edilerek 01,Ekim 2013 tarihinde yürürlüğe girecek olan “Bir Avukat Yanında, Avukatlık Ortaklığında veya Avukatlık Bürosunda Ücret Karşılığı Birlikte Çalışan Avukatlar Yönergesi” ekte gönderilmiştir.

Baronuz mensubu meslektaşlarımıza duyurulmasını ve uygulamanın izlenmesini önemle rica ederim.


Saygılarımla. 


Yönergeyi görüntülemek için tıklayınız

Avukat Metin FEYZİOĞLU
Türkiye Barolar Birliği
Başkanı

 

Salı, 24 Eylül 2013 00:00
Salı, 24 Eylül 2013 06:58

T.B.B. tarafından hazırlanan ve 01 Ekim 2013 tarihinde yürürlüğe girecek olan “Bir Avukat Yanında, Avukatlık Ortaklığında veya Avukatlık Bürosunda Ücret Karşılığı Birlikte Çalışan Avukatlar Yönergesi”

 

Ankara 23.09.2013
BARO BAŞKANLIĞI
DUYURU NO:2013/71

 

Birliğimiz Yönetim Kurulunun 09.09.2013 günlü, 2013-981 sayılı kararıyla kabul edilerek 01,Ekim 2013 tarihinde yürürlüğe girecek olan “Bir Avukat Yanında, Avukatlık Ortaklığında veya Avukatlık Bürosunda Ücret Karşılığı Birlikte Çalışan Avukatlar Yönergesi” ekte gönderilmiştir.

Baronuz mensubu meslektaşlarımıza duyurulmasını ve uygulamanın izlenmesini önemle rica ederim.


Saygılarımla. 


Yönergeyi görüntülemek için tıklayınız

Avukat Metin FEYZİOĞLU
Türkiye Barolar Birliği
Başkanı

Perşembe, 26 Eylül 2013 00:00

26 Eylül 2013 PERŞEMBE              Resmî Gazete              Sayı : 28777

TEBLİĞ
Adalet Bakanlığından:

 

26 Eylül 2013 PERŞEMBE              Resmî Gazete              Sayı : 28777

TEBLİĞ
Adalet Bakanlığından:
HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU BİLİRKİŞİ ÜCRET TARİFESİ

Amaç ve kapsam

MADDE 1 – (1) Bu Tarifenin amacı, 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu gereğince bilirkişiye ödenecek ücret ve giderlerin miktarı ile bunların ödenmesine ilişkin usul ve esasları belirlemektir.

Dayanak

MADDE 2 – (1) Bu Tarife, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 283 üncü maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.

Bilirkişi ücreti

MADDE 3 – (1) Bilirkişi ücreti, bilirkişiye sarf etmiş olduğu emek ve mesaisi karşılığı ödenen ücrettir.

Giderler

MADDE 4 – (1) Bilirkişiye inceleme, ulaşım, konaklama ve diğer giderleri de ödenir.

Bilirkişi ücretleri

MADDE 5 – (1) Bu Tarifeye göre verilecek bilirkişi ücretleri aşağıda gösterilmiştir.

a) Sulh hukuk mahkemelerinde görülen dava ve işler için 150,00 TL
b) İcra hukuk mahkemelerinde görülen dava ve işler için 150,00 TL
c) Asliye hukuk mahkemelerinde görülen dava ve işler için 250,00 TL
ç) Aile mahkemelerinde görülen dava ve işler için 200,00 TL
d) İş mahkemelerinde görülen dava ve işler için 200,00 TL
e) Kadastro mahkemelerinde görülen dava ve işler için 200,00 TL
f) Tüketici mahkemelerinde görülen dava ve işler için 150,00 TL
g) Fikri ve sınai haklar hukuk mahkemelerinde görülen dava ve işler için 300,00 TL
ğ) Asliye ticaret ve denizcilik ihtisas mahkemelerinde görülen dava ve işler için 300,00 TL

(2) Dava, mahkemece hangi sıfatla görülüyorsa bilirkişi ücreti de buna göre belirlenir.

Bölge adliye mahkemeleri hukuk dairelerinde ücret

MADDE 6 – (1) Bölge adliye mahkemeleri hukuk dairelerinde, görülmekte olan davanın türüne göre ait olduğu mahkemeye ait bilirkişi ücreti ödenir.

Tarifede belirtilen ücretlerin azaltılması ve artırılması

MADDE 7 – (1) Hâkim, işin mahiyetine göre bu Tarifede yazılı bilirkişi ücretlerini artırabilir ve indirebilir.

Seri dosyalarda bilirkişi ücreti

MADDE 8 – (1) Ayrı bir inceleme ve araştırmayı gerektirmeyen seri dosyalarda bu Tarifede yazılı bilirkişi ücretlerinde indirim yapılır.

Ücretin ödenmesi

MADDE 9 – (1) Yazı işleri müdürü veya görevli personel tarafından bilirkişi ücretinden gerekli vergiler kesildikten sonra kalanı bilirkişiye ödenir.

Uygulanacak tarife

MADDE 10 – (1) Bilirkişi ücretinin tayininde mahkemece görevlendirmenin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan tarife esas alınır.

Yürürlük

MADDE 11 – (1) Bu Tarife 1 Ekim 2013 tarihinde yürürlüğe girer.

 

 

26 Eylül 2013 PERŞEMBE              Resmî Gazete              Sayı : 28777

TEBLİĞ
Adalet Bakanlığından:

HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU GİDER AVANSI TARİFESİ

Amaç ve kapsam

MADDE 1 – (1) Bu Tarifenin amacı, 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu gereğince dava açılırken mahkeme veznesine yatırılacak olan gider avansının miktarı ile avansın ödenmesine ilişkin usul ve esasları belirlemektir.

Dayanak

MADDE 2 – (1) Bu Tarife, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 120 nci maddesinin birinci fıkrasına dayanılarak hazırlanmıştır.

Gider avansı

MADDE 3 – (1) Davacı, bu Tarifede gösterilen gider avansını dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. Gider avansı her türlü tebligat ve posta ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderleri kapsar.

Gider avansı miktarı

MADDE 4 – (1) Davacı;

a) Taraf sayısının beş katı tutarında tebligat gideri,
b) Dava dilekçesinde tanık deliline dayanılmış ve tanık sayısı belirlenmiş ise tanık sayısınca tanık asgari ücreti ve tebligat gideri; tanık sayısı belirtilmemiş ise en az üç tanık asgari ücreti ve tebligat gideri,
c) Dava dilekçesinde keşif deliline dayanılmış ise keşif harcı avansı ile birlikte 75 TL ulaşım gideri,
ç) Dava dilekçesinde bilirkişi deliline dayanılmış ise Bilirkişi Ücret Tarifesinde davanın açıldığı mahkeme için öngörülen bilirkişi ücreti,
d) Diğer iş ve işlemler için 50 TL,
toplamını avans olarak öder.

Gider avansının iadesi

MADDE 5 – (1) Gider avansının kullanılmayan kısmı hükmün kesinleşmesinden sonra davacıya iade edilir. Davacı tarafından hesap numarası bildirilmiş ise iade elektronik ortamda hesaba aktarmak suretiyle yapılır. Hesap numarası bildirilmemiş ise masrafı avanstan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak gönderilir.

(2) Geçici hukuki koruma talebi için alınan gider avansının kullanılmayan kısmı verilen karardan sonra talep üzerine iade edilir.

Zaman bakımından uygulama

MADDE 6 – (1) 1/10/2011 tarihinden önce açılmış olan davalarda, tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 120 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre gider avansı ikmal ettirilir.

Yürürlük

MADDE 7 – (1) Bu Tarife 1 Ekim 2013 tarihinde yürürlüğe girer.

 

26 Eylül 2013 PERŞEMBE              Resmî Gazete              Sayı : 28777

TEBLİĞ
Adalet Bakanlığından:

HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU HAKEM ÜCRET TARİFESİ

Amaç ve kapsam

MADDE 1 – (1) Bu Tarifenin amacı, 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununa göre tahkim yoluyla görülen dava ve işlerde, taraflarla hakem veya hakem kurulları arasında ücretin belirlenmesi konusunda anlaşmaya varılamaması veya tahkim anlaşmasında bir hüküm bulunmaması ya da taraflarca bu konuda yerleşmiş kurallara veya kurumsal tahkim kurallarına yollama yapılmaması hallerinde hakem veya hakem kuruluna ödenecek ücretin miktarı ile ödenmesine ilişkin usul ve esasları belirlemektir.

Dayanak

MADDE 2 – (1) Bu Tarife, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 440 ıncı maddesinin üçüncü fıkrasına dayanılarak hazırlanmıştır.

Hakem ücretinin kapsadığı işler

MADDE 3 – (1) Tarifede yazılı hakem ücreti, tahkim davasının açıldığı tarihten itibaren nihaî hakem kararı verilinceye kadar yapılan dava ile ilgili iş ve işlemlerin karşılığıdır.

(2) Hakem kararının düzeltilmesi, yorumlanması veya tamamlanması halleri ek ücreti gerektirmez.

Başkanın ücreti

MADDE 4 – (1) Başkanın ücreti, hakemlerden her birine ödenecek hakem ücretinin yüzde on fazlası olarak hesaplanır.

Ücretin kısmen hak edilmesi ve ücret ödenmeyecek haller

MADDE 5 – (1) Hakemlerden birinin veya hakem kurulunun görevinin Hukuk Muhakemeleri Kanununun 435 inci maddesinin birinci fıkrasının (b), (c), (ç), (d) ve (e) bentlerinde yazılı sebeplerden biriyle sona ermesi halinde, ücret tablosunda yazılı ücretin yarısına hükmedilir.

Davanın geri alınması, konusuz kalması, feragat, kabul veya sulh halinde ücret

MADDE 6 – (1) Anlaşmazlığın, davanın geri alınması, konusuz kalması, feragat, kabul veya sulh nedeniyle, hakem veya hakem kurulunca taraflara delillerin sunulması hususunda süre verilmesinden önce sona ermesi halinde ücret tablosunda belirlenen ücretin yarısına, süre verilmesinden sonra sona ermesi halinde ise tabloda belirlenen ücretin tamamına hükmolunur.

Kısmî kararda ücret

MADDE 7 – (1) Hakem veya hakem kurulunca kısmî karar verilmesi halinde ücret, kısmî karar konusu uyuşmazlığın değerine göre belirlenir.

(2) Kısmî kararın, nihaî karar olarak verilmesi halinde ücret tablosunda yazılı ücretin tamamına hükmedilir.

İptal davası sonucunda hakemin davaya yeniden bakması

MADDE 8 – (1) Hukuk Muhakemeleri Kanununun 439 uncu maddesinin yedinci fıkrası uyarınca tarafların eski hakemlerden birini yeniden tayin etmeleri durumunda ücret tablosunda yazılı ücretin yarısına hükmedilir.

Ücretin hak edilme zamanı

MADDE 9 – (1) Hakem ücreti, tahkim yargılamasının sona ermesi ile hak edilir.

Ücretin paylaşımı

MADDE 10 – (1) Ücret tablosuna göre belirlenecek ücret, 4 üncü madde hükmü de gözetilmek suretiyle hakemler arasında paylaştırılır.

Uygulanacak tarife

MADDE 11 – (1) Hakem ücretinin tayininde hüküm verildiği tarihte yürürlükte bulunan tarife esas alınır.

Ücret tablosu

MADDE 12 – (1) Bu Tarifeye göre verilecek ücretler aşağıdaki ücret tablosuna göre hesaplanır.

ANLAŞMAZLIK KONUSU DEĞER ÜCRETTEK HAKEM 3 VEYA DAHA FAZLA SAYIDA HAKEM

İlk gelen 500.000,00 TL için % 5 % 8
Sonra gelen 500.000,00 TL için % 4 % 7
Sonra gelen 1.000.000,00 TL için % 3 % 6
Sonra gelen 3.000.000,00 TL için % 2 % 4
Sonra gelen 5.000.000,00 TL için % 1 % 2
10.000.000,00 TL’den yukarısı için % 0,1 % 0,2

Yürürlük

MADDE 13 – (1) Bu Tarife 1 Ekim 2013 tarihinde yürürlüğe girer.



26 Eylül 2013 PERŞEMBE              Resmî Gazete              Sayı : 28777

TEBLİĞ
Adalet Bakanlığından:

HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU TANIK ÜCRET TARİFESİ

Amaç ve kapsam

MADDE 1 – (1) Bu Tarifenin amacı, 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu gereğince tanığa ödenecek ücret ve giderlerin miktarı ile bunların ödenmesine ilişkin usul ve esasları belirlemektir.

Dayanak

MADDE 2 – (1) Bu Tarife, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 265 inci maddesinin birinci fıkrasına dayanılarak hazırlanmıştır.

Ücret

MADDE 3 – (1) Tanığa, tanıklık nedeniyle kaybettiği zamanla orantılı olarak 15,00 ilâ 30,00 TL arasında ücret ödenir.

Giderler

MADDE 4 – (1) Tanık, hazır olabilmek için seyahat etmek zorunda kalmışsa yol giderleriyle tanıklığa çağrıldığı yerdeki konaklama ve beslenme giderleri de karşılanır.

Muafiyet

MADDE 5 – (1) Tanığa bu Tarifeye göre ödenmesi gereken ücret ve giderler hiçbir vergi, resim ve harca tabi değildir.

Yürürlük

MADDE 6 – (1) Bu Tarife 1 Ekim 2013 tarihinde yürürlüğe girer.


Salı, 01 Ekim 2013 20:12

{modal href="http://yoursite.com/images/image.jpg" rel="{handler:'iframe',size:{x:800,y:600}}"}Click Here{/modal}

Salı, 01 Ekim 2013 19:58

HUKUK BÜROSUNDA ÇALIŞMAK ÜZERE İCRA TAKİP ELEMANI ARANMAKTADIR.

MÜRACAAT: 0 533 305 70 90

Salı, 01 Ekim 2013 19:55

Kahyaoğulları&Sabuncu Okur Hukuk Bürosu bünyesinde icra takip işlerinde tecrübeli, icra takip ve ofis programları kullanımına hakim personele ihtiyacımız vardır. İrtibat : Kahyaoğulları&Sabuncu Okur Hukuk Bürosu Telefon: 0256 214 56 00 - 214 44 43 - 0 535 463 20 88 - 0532 672 47 97 Adnan menderes Bulv. Kurtuluş Mahallesi No:36 K:4 Uyaroğlu Apt. Aydın

IP Adresiniz :54.144.84.155
IP Adresiniz kayit altina Alinmistir ..