Aydın Barosu
Cumartesi, 22 Temmuz 2017 09:38
Cuma, 21 Temmuz 2017 08:42
Perşembe, 20 Temmuz 2017 11:17
Perşembe, 20 Temmuz 2017 11:18

Türk Yargı Sisteminde 20 Temmuz – 1 Eylül tarihleri arasında uygulanmakta olan Adli Tatil / Ara Verme’ye ilişkin yasal mevzuat aşağıda bilgilerinize sunulmuştur.

Aydın Barosu

 

 

 

6100 s.lı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU

Adli tatilde görülecek dava ve işler

MADDE 103 - (1) Adli tatilde, ancak aşağıdaki dava ve işler görülür:

a) İhtiyati tedbir, ihtiyati haciz ve delillerin tespiti gibi geçici hukuki koruma, deniz raporlarının alınması ve dispeçci atanması talepleri ile bunlara karşı yapılacak itirazlar ve diğer başvurular hakkında karar verilmesi.

b) Her çeşit nafaka davaları ile soybağı, velayet ve vesayete ilişkin dava ya da işler.

c) Nüfus kayıtlarının düzeltilmesi işleri ve davaları.

ç) Hizmet akdi veya iş sözleşmesi sebebiyle işçilerin açtıkları davalar.

d) Ticari defterlerin kaybından dolayı kayıp belgesi verilmesi talepleri ile kıymetli evrakın kaybından doğan iptal işleri.

e) İflas ve konkordato ile sermaye şirketleri ve kooperatiflerin uzlaşma suretiyle yeniden yapılandırılmasına ilişkin işler ve davalar.

f) Adli tatilde yapılmasına karar verilen keşifler.

g) Tahkim hükümlerine göre, mahkemenin görev alanına giren dava ve işler.

ğ) Çekişmesiz yargı işleri.

h) Kanunlarda ivedi olduğu belirtilen veya taraflardan birinin talebi üzerine, mahkemece ivedi görülmesine karar verilen dava ve işler.

(2) Tarafların anlaşması halinde veya dava bir tarafın yokluğunda görülmekte ise hazır olan tarafın talebi üzerine, yukarıdaki iş ve davalara bakılması, adli tatilden sonraya bırakılabilir.

(3) Adli tatilde, yukarıdaki fıkralarda gösterilenler dışında kalan dava ve işlerle ilgili olarak verilen dava, karşı dava, istinaf ve temyiz dilekçeleri ile bunlara karşı verilen cevap dilekçelerinin ve dosyası işlemden kaldırılan davaları yenileme dilekçelerinin alınması, ilam verilmesi, her türlü tebligat, dosyanın başka bir mahkemeye, bölge adliye mahkemesine veya Yargıtaya gönderilmesi işlemleri de yapılır.

(4) Bu madde hükümleri, bölge adliye mahkemeleri ile Yargıtay incelemelerinde de uygulanır.

Adli tatilin sürelere etkisi

MADDE 104 - (1) Adli tatile tabi olan dava ve işlerde, bu Kanunun tayin ettiği sürelerin bitmesi tatil zamanına rastlarsa, bu süreler ayrıca bir karara gerek olmaksızın adli tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzatılmış sayılır.

5271 s.lı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU

Adli tatil

MADDE 331 - (1) Ceza işlerini gören makam ve mahkemeler her yıl bir eylülde başlamak üzere, yirmi temmuzdan otuz bir ağustosa kadar çalışmaya ara verirler.

(2) Soruşturma ile tutuklu işlere ilişkin kovuşturmaların ve ivedi sayılacak diğer hususların tatil süresi içinde ne suretle yerine getirileceği, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenir.

(3) Tatil süresince bölge adliye mahkemeleri ile Yargıtay, yalnız tutuklu hükümlere ilişkin veya Meşhud Suçların Muhakeme Usulü Kanunu gereğince görülen işlerin incelemelerini yapar.

(4) Adli tatile rastlayan süreler işlemez. Bu süreler tatilin bittiği günden itibaren üç gün uzatılmış sayılır.

2577 s.lı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU

 

Çalışmaya ara verme

Madde 61 – (1) Bölge idare, idare ve vergi mahkemeleri her yıl bir eylülde başlamak üzere, yirmi temmuzdan otuz bir ağustosa kadar çalışmaya ara verirler. Ancak, yargı çevresine dahil olduğu bölge idare mahkemesinin bulunduğu il merkezi dışında kalan ve sadece bir idare veya bir vergi mahkemesi bulunan yerlerdeki idari yargı mercileri çalışmaya ara vermeden yararlanamazlar. Bu mahkemeler, 62 nci maddedeki sınırlamaya tabi olmaksızın görevlerine devam ederler.

(2) Çalışmaya ara verme süresi içinde; bölge idare mahkemesi başkanının önerisi üzerine, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca, birden fazla idari yargı mercii olan yerlerde idare veya vergi mahkemeleri başkan ve üyeleri arasından görevlendirilecek yeteri kadar hakimin katıldığı bir nöbetçi mahkeme kurulur. Bölge idare mahkemeleri için ise bölge idare mahkemesi başkanının önerisi üzerine, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca, tüm daire başkan ve üyeleri arasından görevlendirilecek yeterli sayıda nöbetçi daire kurulur.

(3) Çalışmaya ara vermeden yararlanamayanlar ve nöbetçi kalanların yıllık izin hakları saklıdır.

Sürelerle İlgili Genel Esaslar


Madde 8 – (3) Bu Kanunda yazılı sürelerin bitmesi çalışmaya ara verme zamanına rastlarsa bu süreler, ara vermenin sona erdiği günü izleyen tarihten itibaren yedi gün uzamış sayılır.

2575 s.lı DANIŞTAY KANUNU

Çalışmaya ara verme
Madde 86 – (1) Danıştay daireleri her yıl bir eylülde başlamak üzere, yirmi temmuzdan otuz bir ağustosa kadar çalışmaya ara verirler.

6085 s.lı SAYIŞTAY KANUNU

İzin ve çalışmaya ara verme
MADDE 64 – (3) Sayıştay Genel Kurulu, Temyiz Kurulu, Daireler Kurulu ve daireleri her yıl bir eylülde başlamak üzere, yirmi temmuzdan otuz bir ağustosa kadar çalışmaya ara verirler.

Anayasa Mahkemesi’nde adli tatilde çalışmaya ara verilmemektedir. Kısaca Anayasa Mahkemesi’ne başvuruya ilişkin süreler adli tatilde de işlemektedir. Bu nedenle son günü adli tatile denk gelen bireysel başvuru dilekçelerinin adli tatilde ve başvuru süresi içinde Anayasa Mahkemesi’ne sunulması zorunludur.

Pazartesi, 17 Temmuz 2017 14:10
Cuma, 14 Temmuz 2017 12:12

BASIN AÇIKLAMASI

Ülkemiz tam bir yıl önce, akşam saatlerinden itibaren bir kaosla karşı karşıya kalmıştır. Bugün FETÖ/PDY adı verilen terör örgütünün darbe girişimi sonucunda birçok güvenlik görevlisi, asker ve sivil vatandaşımız şehit olmuştur. Bu hain kalkışmanın ardından derhal başlatılan soruşturmalar sonucunda açılan davalar devam etmekte olup, bir yandan da yeni soruşturmalar yürütülmektedir. Darbe girişiminden önce de, sonra da defalarca söylediğimiz üzere; devletin içerisinden bu paralel yapı temizlenmeli, bunun için ne gerekiyorsa hukuk içerisinde kalınarak yapılmalıdır. Bu yapı temizlenirken, terör örgütünün hangi ayağı olduğuna bakılmaksızın, kurum, kuruluş, siyaset ayrımı gözetilmeden mücadele edilmeli, her hain cezasını mahkemeler önünde almalıdır. Yine; bu yapı temizlenmeye çalışılırken, örgütün bugüne kadar yaptıkları ve son kanlı girişimlerinden ders çıkarılarak, artık devlet işlerinde liyakate önem verilmeli, hiçbir cemaat, cemiyet, tarikat, ne ad altında olursa olsun hiçbir grubun devlet içerisinde yuvalanmasına artık fırsat ve imkan verilmemelidir.

Askerimize, polisimize ve demokrasiye sahip çıkmak üzere sokaklara dökülmüş yurttaşlarımızın üzerine kurşun atacak, gazi Meclisimizi bombalayacak kadar alçak ve şerefsiz olan bu yapı, bir günde büyümüş, güçlenmiş bir yapı değildir. Bu yapı, neredeyse 50 yıldır sistemin içine yerleşmiş, hastalık gibi devletin bütün hücrelerini sarmıştır.

Sonuçları çok ağır olan bu hain girişim neticesinde vatanını, bayrağını, devletini korumak isteyen askerimiz, polisimiz, sivil vatandaşlarımız şehit olmuş ya da yaralanmışlardır. Bu kutsal amaç için şehit olanlara 15 Temmuz'un yıldönümü vesilesiyle bir kez daha Allah'tan rahmet diliyor, gazilerimizi saygıyla anıyoruz. Bir daha ne 15 Temmuz ne de öncesinde Ergenekon, Balyoz, Casusluk davası gibi davalarla insanların hayatını karartan, yok eden böyle hiç bir yapıya geçit verilmemesi için herkesi uyanık davranmaya ve hukukun üstünlüğüne inanarak sahip çıkmaya davet ediyoruz.

Bu süreçte ve uzun yıllardır ve defalarca belirttiğimiz üzere; Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde verdiğimiz Kurtuluş Savaşıyla kurulan Cumhuriyetimizin, demokrasimizin ve anayasada yer alan laik demokratik, sosyal hukuk devleti ile bölünmez bütünlüğümüzün daima yanındayız.

Aydın Barosu olarak bir kez daha ifade etmek isteriz ki; bütün yaşananların sebebi hukukun ayaklar altına alınması, Cumhuriyetin Savcısı olarak görevlendirilen FETÖ'nün avcıları, Türk Milleti adına değil, terör örgütü lideri Fetullah Gülen adına karar veren hakimlerdir. Bu kanserli hücrelerden arınarak yeniden ayağa kalkıp muasır medeniyetler seviyesine yükselmiş, birlik ve beraberliğini sağlamış bir millet halinde aydınlık yarınlara yürümemizin tek yolu da hukukun üstün, yargının bağımsız ve tarafsız, liyakatin her kademede esas alındığı, ulu önder Atatürk'ün işaret ettiği kutlu yoldur.

Cumhuriyetle yaşıt Aydın Barosu Egemenlik Kayıtsız Ve Şartsız Milletindir ilkesine sonuna kadar bağlı,   kimden ve ne şekilde gelirse gelsin HER TÜRLÜ DARBEYE KARŞI, demokrasi ve hukukun yılmaz savunucusu olmaya devam edecektir. 14.07.2017

AYDIN BARO BAŞKANLIĞI

Perşembe, 13 Temmuz 2017 11:16

AYDIN BAROSU İNSAN HAKLARI KOMİSYONU ve KADIN HAKLARI KOMİSYONU BASIN AÇIKLAMASI

Sakarya'nın Kaynarca ilçesinde 2 kişi, 9 aylık hamile kadına önce tecavüz etmiş, sonra yanındaki 10 aylık bebeği ile birlikte kadını vahşice öldürmüşlerdir.

Eşinin ve çocuğunun yaşamlarını korumak, onları yaşatabilmek için mülteci olmayı kabullenen bir baba eşiyle 10 aylık çocuğunun vahşice öldürülüşünün tarif edilemez acısı ile baş başa kalmıştır.

Bu vahşet hem ataerkilliğin hem de aylardır mültecilere yönelik genelleyici, karalayıcı aynı zamanda kışkırtıcı beyan ve haberler ile insani değerleri bir kenara bırakarak olayları değerlendirmenin sonuçlarından biridir.

Olayda dikkat edilecek diğer bir durum da öldürülen kadının kocasından intikam almanın aracı olarak kadın vücudu kullanılmasıdır. Kadının insan olduğunun kabul edilmesi, cinsel birer obje olarak görülmekten ve gösterilmekten bir an evvel çıkarılması, bunun için etkin çalışmaların yapılması gerekmektedir. Bu anlamda, sadece yasal caydırıcı düzenlemeler yeterli kalmamakta, beyinlerdeki kalıplaşmış düşünce ve yargıların kırılması için ciddi adımlar atılması gerekmektedir.

Bir düşünürün söylediği gibi: "Eğer çocuklar gerçek anlamda yurt severliğin ne olduğunu anlayacak biçimde eğitileceklerse, annelerin birer yurt sever olması gerekir." Kadınların akla uygun şekilde, fonksiyonel ve özgür insanlar olduğu topluma kabullendirilmedikçe bu vahşi saldırıların mağduru olmaya devam edeceklerdir.

Yaşanan olayın diğer boyutu ise; Mülteci krizidir. İnsanlık tarihi kadar eski ve hiçbir zaman çözülmemiş bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği'nin yayımladığı rapora göre; dünyada her 122 kişiden biri savaş, baskı ve çatışma gibi nedenlerden evini terk etmek zorunda kalmaktadır. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 14. Maddesine göre; "Herkes, zulümden kurtulmak için başka ülkelere iltica etme ve bundan yararlanma hakkına sahiptir." Yaşanan insanlık dramlarının yanında, mültecilere karşı ön yargılı, hoşnutsuz tutumlar ve söylemler ile insani değerler hiçe sayılmaktadır. İnsan hak ve hürriyetlerine yönelik düzenlemeler göz ardı edilmektedir.

Yeni bir statü ortaya çıkmıştır. 'Mülteci' olmak... Sadece o ülkede yaşayan, yabancı olmaktan daha farklı, insanı insan olarak değerlendirmekten uzak bir anlam yüklenmektedir. Ülkeler arası politikaların, istilacı devletlerin sırf kendi ekonomik çıkarları için başka ülkelere silahlı müdahaleleri sonucu, insanlar evlerinden, yurtlarından olmakta, yaşanan olaydaki gibi insanlık dramları ortaya çıkmaktadır.

Bu durum devletlerin uluslar arası anlamda insan hakları sınavıdır. Salt yaşamlarını sürdürme çabasıyla başka bir ülkede yaşamalarında o insanların hiçbir suçu yoktur. Bu, geniş çapta devletlerin sorunudur. Devletlerin ekonomik politikalarından kaynaklı, insani değerler göz ardı edilerek, istilacı tutumların beraberinde getirdiği silahlı çatışmalar, savaşlar önlenmeli, insancıl hukukun ilkelerine saygı gösterilerek, gerekleri uygulanmalıdır.

Asla yaşanmaması gereken bu vahşeti kınıyor, davanın yakından ve sonuna kadar takipçisi olacağımızın bilinmesini istiyoruz.

AYDIN BAROSU

İNSAN HAKLARI KONİSYONU  KADIN HAKLARI KOMİSYONU

Cuma, 30 Haziran 2017 14:01

Baro Başkanımız Av. Gökhan Bozkurt Aydın Valiliğine atanan Sayın Vali Yavuz Selim Köşger’i karşılama törenine katılmıştır. Sayın Valimize hoşgeldiniz diyor,  yeni görev yerinde başarılar diliyoruz

 

Cuma, 30 Haziran 2017 07:37
Perşembe, 29 Haziran 2017 07:47

Baro Başkanımız Av. Gökhan Bozkurt ve Yönetim Kurulu Üyemiz Av. Rabia Altuntaş Çiftçi, Valimiz Ömer Faruk Koçak’ın Protokol Üyelerince onuruna düzenlenen veda yemeğine katılmıştır.

 
IP Adresiniz :54.161.3.96
IP Adresiniz kayit altina Alinmistir ..