Pazartesi, 21 Kasım 2016 12:25

Basın Açıklaması - ÇOCUĞA YÖNELİK HER TÜRLÜ İSTİSMAR VE ŞİDDETİN DURMASI İÇİN ÖNCE “ÇOCUKLAR” DİYORUZ…

BASIN AÇIKLAMASI

                                                                                                         21.11.2016

ÇOCUĞA YÖNELİK HER TÜRLÜ İSTİSMAR VE ŞİDDETİN DURMASI İÇİN ÖNCE “ÇOCUKLAR” DİYORUZ…

                Anayasa Mahkemesi 26 Mayıs 2016 tarihli kararı ile Türk Ceza Kanunu’nun 103.maddesinin 1. Fıkrasında yer alan “15 yaşını tamamlamamış her çocuğa karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranışın cinsel istismar sayılacağı” hükmünü ileriye dönük olarak iptal etmiştir. Yeni hazırlanacak kanunda çocuklara karşı işlenen cinsel suçların caydırıcılığı ve çocuğun korunması  önem arz etmektedir.

                  TBBM ye sunulan yasa değişikliği teklifini kaygı ile öğrendik. Çocuğun cinsel istismarcı ile evlendirilmesi ve istismarcının   affı önerisi taraf olunan Uluslararası sözleşmelere aykırılığı yanında,  toplumu yaralayacak bir öneridir değişiklik önerisinin derhal  geri çekilmesini talep ediyoruz.

                 Cinsel istismar ve her türlü istismar, çocuğun manevi olarak yalnız bırakılması da dahil olmak üzere çocuklarla ilgili kanun değişikliği, çocuk alanında çalışan çevrelerin görüşü alınıp istişare edilerek yürütülmelidir. Bu alanda mücadele eden meslek örgütleri olarak bizlerden  ,çocuk alanında  çalışan derneklerden  sosyal kuruluşlardan ,üniversitelerden  görüş ve  öneri alınmalıdır.

                 Kendisine karşı işlenen cinsel istismara çocuğun rızası olmaz, olamaz. Bu anlayış bizi  çocuklara evlenme olanağı tanınması tartışmasına kadar götürür. Çocuk istismarının kurumsallaşması sonucunu doğurur. Bu düzenleme toplum yararına değildir. Toplumun böyle bir talebi yoktur. Her çocuk  evliliği bir çocuk istismarıdır, düzenleme ile  çocukların  yasal olarak “çocuk gelin “ olmasının önü açılmaktadır.Kaybolan çocuğun telafisi yoktur.

                 Tarihteki önemi tartışılmaz olan , en geniş katılımlı insan hakları belgesi olma özelliği taşıyan Çocuk Haklarına Dair Sözleşme Birleşmiş Milletler tarafından 20 Kasım 1989 tarihinde kabul edilmiş ve 20 Kasım tüm dünyada Çocuk Hakları Günü olarak kabul görmüştür. Türkiye de sözleşmeye taraf olmuştur.

                  Sözleşme’nin kabul edilmesinin 27. yılında Dünya Çocuk Hakları Günü'nü endişe ve kaygıyla karşılamak zorunda kaldık.

                    Sözleşmenin 3 maddesi “kamusal ya da özel sosyal yardım kuruluşları, mahkemeler idari makamlar veya yasama organları tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde, çocuğun yüksek yararı temel düşüncedir” demektedir.

                       Taraf devletler çocuğun ana babasının, vasilerinin ya da kendisinden hukuken sorumlu olan diğer kişilerin hak ve ödevlerini de göz önünde tutarak, esenliği için gerekli koruma ve bakımı sağlamayı üstlenirler ve bu amaçla tüm uygun yasal ve idari önlemleri alırlar”.

                     Sözleşmenin üçüncü  ve dördüncü maddeleri ışığında,   devletlerce  başta sağlık ve eğitim olmak üzere çocuklara yönelik hizmetlerde  mümkün olan en geniş bütçe ödeneği ayrılmalıdır.

                   Çocukların bakımı veya korunmasından sorumlu olanlar, yetkili makamlarca konulan ölçülere uymalıdır. Uygulamanın takibi ve kontrolü ile denetimi yapılmalı, bu konuda etkin önlemler alınmalıdır.

                   Çocuk Haklarına Dair Sözleşme kapsamında devletler; ayrım gözetmeme, çocuğun üstün yararı, yaşama, gelişme ve katılım haklarının güvenceye alınmasına dair temel değerler etrafında birleşmişlerdir. Bu değerlerin içselleştirilmesi ile uygulayıcıların   çocuğun üstün yararını ön planda tutmaması   günümüzde hala başlı başına bir sorundur. Bu sorunu aşamadığımız her gün,  bir çocuk daha şiddetin, ihmalin, istismarın mağduru veya faili olmaktadır.

                 Dünya Sağlık Örgütü çocuğa yönelik istismarı;

“Çocuğun sağlığını, fiziksel ve psikososyal gelişimini olumsuz etkileyen, bir yetişkin, toplum ya da devlet tarafından bilerek ya da bilmeyerek uygulanan tüm davranışlar çocuğa kötü muameledir.”diye tanımlar.

             

   Buradan ülke yönetiminde görev alanlara ve devletin yetkili kurumlarına Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin imzasının bulunduğu ve uygulamakla yükümlü oldukları Havana, Riyad, Pekin kurallarını, Çocuk Hakları Sözleşmesini ve çocuklara ilişkin taraf olduğumuz  tüm ulusları sözleşmeleri,  bu uluslararası sözleşmelerin kanunlar hiyerarşisinde üst sırada olduğunu ve kanun koyucular/uygulayıcılar bakımından bağlayıcı kurallar olduğunu hatırlatıyoruz.

                   Çocuğun işçi olarak çalıştırıldığı, göç yollarında hayatını kaybettiği, çocuk yaşta evliliğe mahkum edildiği, yasadışı yurtlarda kalmak zorunda bırakıldıkları bir eğitim sisteminin içine itildiği ve sağlık haklarından yoksun bırakıldığı, şiddete maruz kaldığı hiçbir sistemi savunulamaz ve kabul edilemez.

 

                 Öncelikle çocukların esenliği için her türlü önleyici ve koruyucu tedbirlerin alınması,

               Eşit şartlarda, bilimsel,  kesintisiz 12 yıl eğitimin devlet tarafından sağlanması,

               Çocuk ceza evlerinin kapatılması,  çocuğun cezalandırılmasına değil, iyileştirilmesine yönelik çocuk adalet sistemi oluşturulması , onarıcı adalet ilkeleri uygulanması

                Yoksulluğun ortadan kaldırılması

                Laiklik ilkesinin korunması 

               Çocukların savaşsız,  sömürüsüz bir ortamda yaşamasının sağlanması,

Öncelikli taleplerimizdir.

             Bizler bu uğurda Aydın Barosu ve  Çocuk Hakları Komisyonu olarak üzerimize düşen tüm yükümlülükleri yerine getirmek için her zaman hazır olduğumuzu tüm kamuoyuna beyan ediyor, onarılamaz zararlara yol açacak olan yasa değişikliği önergesinin derhal geri çekilmesini bir kez daha talep ediyoruz.

Aydın Barosu Çocuk Hakları Komisyonu

Okunma 2204 defa

IP Adresiniz :54.82.56.95
IP Adresiniz kayit altina Alinmistir ..