Perşembe, 13 Temmuz 2017 11:16

Sakarya'da vahşice öldürülen Suriyeli kadına ilişkin Baromuz Kadın Hakları Komisyonu ve İnsan Hakları Komisyonu ortak basın açıklaması

AYDIN BAROSU İNSAN HAKLARI KOMİSYONU ve KADIN HAKLARI KOMİSYONU BASIN AÇIKLAMASI

Sakarya'nın Kaynarca ilçesinde 2 kişi, 9 aylık hamile kadına önce tecavüz etmiş, sonra yanındaki 10 aylık bebeği ile birlikte kadını vahşice öldürmüşlerdir.

Eşinin ve çocuğunun yaşamlarını korumak, onları yaşatabilmek için mülteci olmayı kabullenen bir baba eşiyle 10 aylık çocuğunun vahşice öldürülüşünün tarif edilemez acısı ile baş başa kalmıştır.

Bu vahşet hem ataerkilliğin hem de aylardır mültecilere yönelik genelleyici, karalayıcı aynı zamanda kışkırtıcı beyan ve haberler ile insani değerleri bir kenara bırakarak olayları değerlendirmenin sonuçlarından biridir.

Olayda dikkat edilecek diğer bir durum da öldürülen kadının kocasından intikam almanın aracı olarak kadın vücudu kullanılmasıdır. Kadının insan olduğunun kabul edilmesi, cinsel birer obje olarak görülmekten ve gösterilmekten bir an evvel çıkarılması, bunun için etkin çalışmaların yapılması gerekmektedir. Bu anlamda, sadece yasal caydırıcı düzenlemeler yeterli kalmamakta, beyinlerdeki kalıplaşmış düşünce ve yargıların kırılması için ciddi adımlar atılması gerekmektedir.

Bir düşünürün söylediği gibi: "Eğer çocuklar gerçek anlamda yurt severliğin ne olduğunu anlayacak biçimde eğitileceklerse, annelerin birer yurt sever olması gerekir." Kadınların akla uygun şekilde, fonksiyonel ve özgür insanlar olduğu topluma kabullendirilmedikçe bu vahşi saldırıların mağduru olmaya devam edeceklerdir.

Yaşanan olayın diğer boyutu ise; Mülteci krizidir. İnsanlık tarihi kadar eski ve hiçbir zaman çözülmemiş bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği'nin yayımladığı rapora göre; dünyada her 122 kişiden biri savaş, baskı ve çatışma gibi nedenlerden evini terk etmek zorunda kalmaktadır. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 14. Maddesine göre; "Herkes, zulümden kurtulmak için başka ülkelere iltica etme ve bundan yararlanma hakkına sahiptir." Yaşanan insanlık dramlarının yanında, mültecilere karşı ön yargılı, hoşnutsuz tutumlar ve söylemler ile insani değerler hiçe sayılmaktadır. İnsan hak ve hürriyetlerine yönelik düzenlemeler göz ardı edilmektedir.

Yeni bir statü ortaya çıkmıştır. 'Mülteci' olmak... Sadece o ülkede yaşayan, yabancı olmaktan daha farklı, insanı insan olarak değerlendirmekten uzak bir anlam yüklenmektedir. Ülkeler arası politikaların, istilacı devletlerin sırf kendi ekonomik çıkarları için başka ülkelere silahlı müdahaleleri sonucu, insanlar evlerinden, yurtlarından olmakta, yaşanan olaydaki gibi insanlık dramları ortaya çıkmaktadır.

Bu durum devletlerin uluslar arası anlamda insan hakları sınavıdır. Salt yaşamlarını sürdürme çabasıyla başka bir ülkede yaşamalarında o insanların hiçbir suçu yoktur. Bu, geniş çapta devletlerin sorunudur. Devletlerin ekonomik politikalarından kaynaklı, insani değerler göz ardı edilerek, istilacı tutumların beraberinde getirdiği silahlı çatışmalar, savaşlar önlenmeli, insancıl hukukun ilkelerine saygı gösterilerek, gerekleri uygulanmalıdır.

Asla yaşanmaması gereken bu vahşeti kınıyor, davanın yakından ve sonuna kadar takipçisi olacağımızın bilinmesini istiyoruz.

AYDIN BAROSU

İNSAN HAKLARI KONİSYONU  KADIN HAKLARI KOMİSYONU

Okunma 2631 defa Son Düzenlenme Perşembe, 13 Temmuz 2017 11:29

Ortam

IP Adresiniz :54.162.250.227
IP Adresiniz kayit altina Alinmistir ..