Salı, 20 Kasım 2018 12:31

20 KASIM DÜNYA ÇOCUK HAKLARI GÜNÜ BASIN AÇIKLAMASI

Basına ve Kamuoyuna; 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü olması vesilesiyle toplanmış bulunmaktayız.

Çocukların yetişkinlerden daha özellikli fizyolojik, davranış ve psikolojik özellikleri olduğu bilincinin yerleşmesi ve bilimsel yaklaşımlarla herkesin bu sorumluluğu yüklenmesi gerektiği düşüncesi, Cenevre Çocuk Hakları Bildirisi ile şekillenmiştir. Günümüzde çocuk hakları ile ilgili olan uluslararası belge 20 Kasım 1989 tarihinde Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilen ve 193 ülke tarafından onaylanmış olan Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşmedir. 20 Kasım günü ise günümüzde Evrensel Çocuk Günü (Universal Children's Day) veya Çocuk Hakları Günü olarak kabul edilmiştir.

Uluslararası Af Örgütü’nün verdiği bilgilere göre pornografi, şiddet ve yasa dışı faaliyetlerin çokça görüldüğü ülkelerde çocuk istismarı had safhalara ulaşmaktadır. İstatistikler dünya üzerinde 5-14 yaş grubu arasında 250 milyon çocuk işçi olduğunu söylerken 12-17 yaş grubundaki milyonlarca çocuğun okula devam edemediğini ortaya koymaktadır. Toplam 165 milyon yetimin bulunduğu rapor edilen dünyamızda BM Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF)’na göre her gün beş yaşın altında 22.000 çocuk önlenebilir sebeplerden dolayı hayatını kaybetmektedir.

Çocuk Hakları Sözleşmesi ve akabinde kurulan BM Çocuk Hakları Komisyonu’nun tüm çalışmalarına rağmen, bugün çocuklar hâlâ toplumun istismara en açık ve savunmasız grubunu teşkil etmektedir.

Günümüz Türkiye’sinde de çocuk haklarının korunmaya açık bir durumda olduğu hiç kuşkusuz ortadadır.

Ülkemizin 14 Ekim 1990'da imzaladığı sözleşme, 27 Ocak 1995'te Resmi Gazete'de yayımladıktan sonra yürürlüğe girmiştir. Sözleşmenin yürürlüğe girmesinin üstünden 23 yıl geçmesine rağmen Türkiye'de hala 400.000'i tarımda çalışan bir milyona yakın çocuk işçi, çocuk yaşta evlendirilen kız çocukları ve çatışma ortamında kaybedilen, Suriye savaşından kaçarak Türkiye’ye sığınan ailelerin çocukları, mülteci çocuklar hala günümüzde kanayan bir yaramızdır.

Antalya’da 4 hastaneden de geri çevrilen Suriyeli Ali Ahmet’in Ölümü,

Van’da 38 Günlük bebeğe yapılan cinsel istismar ve işkence,

Diyarbakır’da 16 yaşındaki zihinsel engeli olan çocuğa 10 kişi tarafından cinsel istismarın gerçekleştirilmesi,

VAN ERCİŞ’TE CİNSEL İSTİSMAR SUÇUNDAN 1.5 YILDIR TUTUKLU YARGILANAN ERKEK TAHLİYE EDİLİRKEN, İSTİSMAR MAĞDURU ÇOCUK KORUMA ALTINA ALINMAMASI,

Adana’da cezaevinde çıkan yangında iki çocuğun ölmesi,

Ve daha nice ihlaller gün geçtikçe azalmak yerine artmaya devam etmektedir. 2018 ‘de hazırlanan Türkiye’de çocuk istismarı raporuna göre cinsel suç mağdurlarının yüzdesi 2014’ten 2016’ya kadar arttı, çocuk mağdur sayısı 74.064 iken 83.552’ye yükseldi. Tüik verilerine göre 2008-2016 yılları arasında çocuklar hakkında yapılan kayıp müracaatları da 104.530 olmuştur. Son olarak Aralık 2017’de yayınlanan raporda, son 7 Yılda en az 3.947 çocuğun yaşam hakkı çeşitli nedenler ile ihlal edildi.

Unutmamak gerekir ki;

-On sekiz yaşından küçük olan herkes çocuktur.

-Çocuklar hayatta kalmalı, özgürce yaşamalı ve gelişmelidir. Bunu sağlamak ise tüm devletlerin görevidir. Hükümetlerin bunun karşısında mazeretleri olmamalıdır. Devletler bağlı oldukları uluslar arası sözleşmelerde yer alan hükümlere uymalı ve toplum genelinde uyulmasını sağlama yollarını bulmalıdır. Toplumsal kaosun önüne ancak ve ancak evrensel olarak çocukların korunmasıyla birlikte onların sağlıklı bir toplumun en önemli bileşeni olduğu vurgusu yerleştirilerek geçilebilir. -Çocukları etkileyecek kararlar alınırken, fikirlerini oluşturma yeteneğine sahip her çocuk görüşlerini serbestçe ifade edebilmelidir. Baroların ve sivil toplum kuruluşlarının çocuk hakları konusundaki seslerine kulak verilmeli, kolluk kuvvetleri ve ceza infaz kurumları daha çok denetlenmelidir.

-Sözleşmeye taraf devletler çocukların her türlü ihmal, istismar ve şiddet karşısında gerekli tüm yasal, idari, toplumsal, eğitsel bütün önlemleri almalıdır

-Çocuklar suçların kurbanı olduğu gibi faili de olabilmektedir. Toplumsal durumlar ve şartlar çocukları suç işlemeye itebilmektedir. Bu durumda da devletler, çocukları bastırıcı yöntemlerle cezalandırmak yerine rehabilitasyon etme yoluna giderek çocukların topluma kazandırılması yolunu tercih etmelidir.

-İster tek başına olsun isterse ana–babası veya herhangi bir başka kimse ile birlikte bulunsun, mülteci statüsü kazanmaya çalışan ya da uluslararası veya iç hukuk kural ve usulleri uyarınca mülteci sayılan bir çocuk, bulunduğu ülkedeki çocuklarla aynı haklara sahiptir.

-Taraf Devletler, her çocuğun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaksal ve toplumsal gelişimini sağlayacak yeterli bir yaşam standardı sağlayacağını temin etmelidir. Tekrar vurgulamak gerekir ise;

-Anayasanın 10 ve 41. Maddelerinde düzenlendiği gibi devlet her türlü istismara ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alması gerekir. Devletin çocukları koruma konusunda pozitif yükümlülüğü vardır, bu durum göz ardı edilmemelidir.

- Eğitim sistemi bilimsel TEMELLERE oturtulmalıdır. Çocuklar fırsat eşitliği çerçevesinde eşit ve parasız bir eğitime kavuşturulmalı, cemaat okul ve yurtlarına mecbur bırakılmamalıdır.

-Basın ve yayın organları çocuğun üstün yararını esas alan yayın çizgisi izlemeli, bu konudaki denetimler arttırılmalıdır..

-Güvenlik birimleri, öğretmenler ve doktorlar başta olmak üzere çocukla temas eden tüm meslek dallarında görev alanlar düzenli eğitilmeli ve denetlenmelidir.

-Çocuğa karşı işlenen suçlarla mücadelede daha etkin ve bilinçli Çocuk haklarını esas alan politikalar üretilmeli. Örneğin Kadın ve Çocuk Haklarına ilişkin iki ayrı bakanlık kurulmalı, bu konuda meclis harekete geçmelidir. Basın açıklamamızın başında da değindiğimiz gibi, Taraf olduğumuz konuyla ilgili uluslar arası sözleşmelerde yer alan hükümler tam anlamıyla uygulanmalıdır.

-Ayrıca çocuğun suç işlemesi hallerinde de “fail” sıfatıyla değerlendirilmemesi ve sadece suça sürüklenebileceği hususu göz önünde bulundurulmalıdır.

-Kültürel ve ahlaki yozlaşmalara karşı Cumhuriyet kazanımlarına üstünlük verilmeli, Atatürk İlke ve İnkılapları’na sahip çıkılmalıdır. -Çocuklar dâhil hiç kimse renklerine, cinsiyetlerine, tabiiyetleri ve inançlarına göre farklı muameleye tabi tutulmamalıdır. Kendi kültürlerinden, inançlarından ve dillerinden yoksun bırakılmamalıdır.

-Çocuklar, ekonomik sömürüye ve her türlü tehlikeli işte ya da eğitimine zarar verecek ya da sağlığı veya bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaksal ya da toplumsal gelişmesi için zararlı olabilecek nitelikte çalıştırılmaya karşı korunma hakkına sahiptir. Engelli çocuklar için de özel bakım ve eğitim uygulanmalı, toplum ile bütünleştirilmeleri kamu kurumları desteği ile sağlanmalıdır.

Aydın Barosu Çocuk Hakları Komisyonu; Her çocuğun hak sahibi, eşit, özgür, mutlu ve onurlu birer birey olarak yaşamda var olabilmeleri için çocukların yararına bütüncül bir dönüşümü savunmaya, onları suçların kurbanı ve faili olma noktasında her türlü menfi durumdan korumaya sonuna kadar devam edecektir. Bu noktada baromuz kamu kurum kuruluşları, sivil toplum örgütleri ile her zaman ortak çalışmaya, işbirliği halinde olmaya da hazırdır.

Saygılarımızla.

Okunma 320 defa Son Düzenlenme Salı, 20 Kasım 2018 13:50

IP Adresiniz :35.175.190.77
IP Adresiniz kayit altina Alinmistir ..