Pazartesi, 19 Ağustos 2019 18:41

TUZUMUZ KURU DEĞİLDİR; BİR YERLERDE TUZ KOKMUŞTUR.

TUZUMUZ KURU DEĞİLDİR; BİR YERLERDE TUZ KOKMUŞTUR.

Savunma makamı her anlamda imkansızlıklarla boğuşarak ayakta kalmaya ve bağımsızlığına halkın güvenmediği yargıdan adalet çıkarmaya çalışmaktadır. Bugüne kadar, bütün taleplerimize ve kurduğumuz diyaloglara rağmen, CMK tarifesi dahil olmak üzere bir tek sorunu bile çözülmeyen avukatların tuzu kuru değildir; bir yerlerde tuz kokmuştur. Gitmediğimiz yer diyalog toplantısı değil, Adli Yıl Açılış Töreni'nin yapılmaması gereken Yürütme Erki'nin Sarayı'dır. TBB Başkanı da, 2016-2017 Adli Yıl Açılış Töreni'nin Saray'da yapılacağını ve kendisine de KONUŞMA HAKKI VERİLDİĞİNİ öğrendiğinde, aynen bizlerin gerekçeleri ile davete katılmayacağını o tarihte son derece güzel bir KUVVETLER AYRILIĞI VE YARGI BAĞIMSIZLIĞI VURGUSU yaparak ifade etmişti.O günden bu güne değişen bir şey yoktur, değişmeyen çok şey vardır: Sorunlar her geçen yıl daha da büyümüş ve en küçük bir çözüm getirilmemiştir. Avukat sayısı, yetersiz ve hocasız Hukuk Fakültelerine yenileri eklenerek, sınavsız bir mesleğe giriş sistemi ile çığ gibi, kontrolsüz şekilde artmıştır. Meslektaşlarımız intihara sürüklenmekte, liyakat yerine bağlılık kıstasına göre yapılan hakim ve savcı seçimleri ile sürgünler nedeniyle intiharlar yaşanmaktadır. 21. Yüzyılda, duruşma zaptı vermekten bile imtina eden hakimlerin "Bizde usul bu" diyebildiği, şikâyetlerin bekletildiği, avukatların öldürülmeye devam edildiği, neredeyse 40 gün boş yere ev hapsinde tutulan, işkence gören gencecik avukata karşı bu suçu işleyen korumaların hala korunduğu bir ülkede avukatların tuzu kuru değildir.

Hakîm ve savcılara hakaret edenlerin aynı gün tutuklandığı ülkede, yasanın açık hükmüne rağmen, darp edilen, ölümle tehdit edilen, görevlerini yapmaları engellenen avukatların failleri ellerini kollarını sallayarak sokaklarda dolaşırken, meslektaşlarımın da biz başkanların da tuzumuz kuru değildir. Adli Yardım hizmetinde görev alan genç meslektaşlarım, verdikleri hizmetin karşılığında almaları gereken asgari vekalet ücretini tahsil edebilmek için dahi bir buçuk yıl beklemek zorundayken, hiç ama hiç mutlu değildir; kaldı ki tuzları kuru olsun. 20.000'den fazla stajyer avukat arkadaşım stajlarını yapabilecekleri büro bulamazken, bir yıllık staj döneminde kendilerine yargının üç sacayağından biri oldukları anlatılıp, diğer iki ayağına devlet tarafından maaş verilip, kendileri üvey evlat muamelesi görürken tuzları hiç kuru değildir. Yargıya güvenin dip yaptığı, uluslarası endekslerde listenin en altlarında yer bulabildiğimiz bir sistemde, avukatlar üzerinden avukatlık mesleği tutukluyken, avukatların tuzu kuru değildir. Tekellerinde bulunan işleri, sigorta hasar takibi adı altında bir çete alenen gasp ederken, sayın bakanın dahi açıkça "simsar" dediği bu suç örgütleri cenaze törenlerinde, kaza mahallerinde, hastanelerde, her yerde cirit atabilirken; ne hakları yok edilen vatandaşlar ne de onların hakkını savunmak için cübbelerini giymiş meslektaşlarımın tuzları hiç kuruyamamıştır. Uluorta ve vergisiz bir şekilde iş yapan arzuhalciler hala adliye önlerinde, hatta içlerinde avukatçılık oynamaya devam ederken, genç avukatlar tuza, vatandaşlar adalete hasret kalmıştır; olmayan tuzun kurumasına elbette imkan yoktur. İşsiz kalmış sayısız genç avukat arkadaşım büro büro gezip, asgari ücretle mesleğini yapmak için çare ararken tuzlarının kuru olması asla mümkün değildir.

 Meslektaşların, mesleğimizin ve vatandaşların biraz nefes alabilmesini sağlayacak bu düzenlemeler için büyük bir Yargı Reformuna ihtiyaç da yoktur. Aylardır bir kitaba yazılması yerine, en azından bir kısmının çözüme kavuşturulması son derece kolay bir iş iken, yıllardır olduğu gibi yine yapılmamış, vatandaşlar hukuksuz, meslektaşlar tuzsuz bırakılmıştır. Yapılmasının zorunlu olduğu düşünülerek Reform Paketine yazılan düzenlemeler, eğer Barolar kuvvetler ayrılığı ve yargı bağımsızlığı noktasında yanlış buldukları için Yürütme Erki'ne ait Saray'daki, Yargı Erki'ne ait açılışa gitmedikleri gerekçesiyle yapılmaktan vazgeçilecekse, zaten ortada samimi bir irade ve ciddiyet yok demektir.Bu söylemle Saray'a adli yıl açılışına gitmenin takdiri elbette kamuoyu ve yargı camiası tarafından değerlendirilecektir. Yargı bağımsızlığı yok sayılarak yargı reformu yapmaktan bahsetmek ise zaten mümkün değildir. Neredeyse avukat sayısının yüzde doksanını temsil eden bir çok Baromuzun katılmama kararı aldığı açılış nedeniyle, Baroları yakışıksız şekilde itham eden, hakaret dilini kullanan ve hedef gösterenlere söylemlerini misliyle iade ediyoruz. Tehdit ve hedef göstermelerin, hele hukukçular tarafından mutad hale getirilmeye çalışıldığı bir ülkede ne hukuk devletinden ne de hukukun üstünlüğünden bahsedilemeyeceği açıktır.

Bir kuzu profesör bugün "Sayın Feyzioğlu’nun önderliğinde, barolar yeniden revize edilecek, temizlenecek ve güçlenecektir." cümlesini sarf edebilmiştir. Türkiye Barolar Birliği Başkanı'nın, Fetö/PDY projesi olan nispi temsili ima eden bu açıklamaya bir diyeceği var mıdır, yoksa gerçekten buna önderlik mi edecektir? Bu konuda açık bir beyanatı, Barolar ve Barolara kayıtlı tüm avukatlar hak etmektedir. Böyle bir iklimde avukatların tuzu hiç bir zaman kuru olamaz ve şimdi de kuru değildir. Doğru bildiğini söylemek her hukukçunun, avukatların ve Baroların boynunun borcudur. Tadımız tuzumuz olmasa da; sadece hakkın, halkın ve adaletin sesi olmaya, doğru bildiğimizi söylemeye devam edeceğiz.

Okunma 2115 defa

IP Adresiniz :35.175.120.174
IP Adresiniz kayit altina Alinmistir ..