Pazartesi, 02 Eylül 2019 09:22

Baro Başkanımız Av. Gökhan Bozkurt'un 2019-2020 Adli Yıl Açılış töreninde yapmış olduğu konuşma.

Zaferlerimizle dolu Ağustos ayının sonunda, yeni bir Adli Yargı Yılı’nı hep birlikte açıyoruz. Anadolu’yu bizlere yurt kılan ve bugün ay yıldızlı al bayrağımızın gölgesinde bu töreni yapabilmemizi sağlayan tüm şehitlerimizi, ebediyete göç eden gazilerimizi ve Cumhuriyetimizin kurucusu, ebedi başkomutanımız ulu önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü rahmetle, saygıyla, minnetle anıyor; tam da büyük zaferimizin yıldönümüne denk gelen Cuma hutbesinde, 30 Ağustos’u, zaferin büyük komutanı Atatürk’ü anmadan anlatmaya kalkarak cami cemaatlerini dahi birbirine düşüren Diyanet İşleri Başkanını kınıyorum. Başta laiklik olmak üzere, Atatürk’ün koyduğu ilkelere sımsıkı sarılarak, hukuka inanıp, bütün samimiyetimizle çalışarak çocuklarımıza güzel bir ülke bırakabileceğimizi, bu konuda en büyük görevin ise, bizzat Atamızın kurduğu kurumların başında bulunan kişilere düştüğünü ifade etmek isterim.

Adli Tatil boyunca, dinlenemeden çalışmak zorunda kalan Cumhuriyetin Savcılarını, hakimlerimizi, hükümlerin meşruiyetinin olmazsa olmazı, adil yargılanma hakkının teminatı avukatları, adliye çalışanlarını ve emniyet mensuplarımızı buradan saygıyla selamlıyorum. Yine çok yorulacak, ama asla yılmayacağız. Masum vatandaşların adliyeden ve adaletten, dolayısı ile en temel hakları olan özgürlüklerinden emin olmaları gerektiğini hiç bir zaman unutmayacağız. Vurgulamak isterim ki; bunu yapmak hukukçu namusunun ve şerefinin en temel gereği ve boynumuzun borcudur.

YANLIŞA YANLIŞ DEMENİN SİYASET DEĞİL, NAMUS VE ONUR OLDUĞUNU BİLİN.

Yeni bir adli yıla, ne yazık ki tören tartışmaları içerisinde giriyoruz. Barolarımızın büyük çoğunluğu, her yıl olduğu gibi bu yıl da, geleneğe bağlı kalarak, açılış törenlerini kendi evlerinde, yani Adalet Saraylarında gerçekleştirmektedir. Biz de Aydın Barosu olarak, kuvvetler ayrılığı ilkesi ile yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı gereği olması gereken yerde, kendi Adalet Sarayımızda adli yıl açılışını gerçekleştiriyoruz. Yargının bağımsız ve tarafsız olması yanında, şeklen de tarafsız ve bağımsız görünmesi evrensel bir kuraldır. Ne yazık ki, Yargıtay Başkanlığı kendi ev sahipliğinde gerçekleştireceği töreni, bu kuralı unutarak, yargı erkine ait bir mekan yerine Yürütmenin Sarayı’nda yapmayı tercih etmiştir. Önceki yıllarda Yüksek Yargı mensuplarının cübbede düğme arayıp ilikleme çabası, Yürütmenin önünde dik duramayıp eğilip bükülmesi, Yargının yürütme ile uyumlu olması gerektiğine dair söylemleri yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığına gölge düşüren görüntüler olarak yurttaşlarımız arasında adalete güveni daha da azaltmıştır. Kuvvetler ayrılığının fiilen yok edildiği bu manzaralar, hukuk tarihimize ne yazık ki siyah bir fonun önüne yazılmış eğik cümlelerle geçecektir. Devlet geleneğimizde yargı organlarının yürütme organına göstereceği saygı, eğilip bükülmek şeklinde değildir ve asla olmamalıdır. Saygı ile en küçük bir ilgisi olmayan bu akıl almaz görüntülerin, yeni adli yılda tekrarlanmamasını diliyoruz. Zira, yargı eğilip bükülürse adalet ölür. “Eğer bir ülkede adalet yozlaşırsa, o memleketin dibi oyulmuş demektir. Adaleti çökmüş bir milleti yok olmaktan hiçbir güç kurtaramaz. Kanun karşısında eşkıya İnce Memed de birdir, Başvekil İsmet Paşa da” diyen Yaşar Kemal’in bu anlamlı sözleri hepimize, tüm yargı mensuplarına ışık tutsun.

Bu konunun siyasi mecraya çekilmeye çalışılmasını üzülerek değil esefle izliyoruz. Zira; hukuk devleti, kuvvetler ayrılığı ve yargı bağımsızlığı kavramlarını süslü cümlelerden ibaret gören hiç kimsenin lafıyla, yargı mensupları siyasetin karanlık ve kaotik alanına çekilemez. Siyasetin hiç bir yerinde olmadığımız gibi, tam aksine, siyasetçilerin yargıdan elini çekmesini neredeyse her gün talep etmek durumunda kalıyoruz. Bunu anlamak istemeyen ya da bu idrak kabiliyetinden yoksun olan siyaset simsarlarına sesleniyorum: Kuvvetler ayrılığına dayanan, tarafsız, bağımsız yargıya sahip bir hukuk devleti ve ikiz kardeşi olan demokrasi, en başta yaşam hakkı olmak üzere herkesin haklarının eşit olarak korunmasının güvencesidir; yaşam hakkı siyasallaştırılamaz. Hukuk ve hak arayışı bir siyasi gruba indirgenemez, ötekileştirilip baskı altına alınamaz. Artık elinizi yargıdan ve hukuk işlerinden çekin. Hukuk işlerine siyasetin ve yürütmenin bulaşmasıyla yuvalandırılan ve şımartılan hainler yüzünden, hukuk devletinin nasıl bir tehlike atlattığını hatırlamak için 15 Temmuz’a bakın. Ergenekon, Balyoz gibi davalar sırasında, kozmik odamıza girilirken biz haykırdığımızda tıkadığınız kulaklarınızı bu kez açın ve dinleyin. Çünkü bizler, her türlü siyasetin üstünde yalnız ve yalnız hakkın sesini yükseltmeye çalışıyoruz. Yanlışa yanlış demenin siyaset değil, namus ve onur olduğunu bilin. Diyalogla biat etmeyi birbirine karıştırmayın. Mücadele ile muhalefetin ayrı kavramlar olduğunu artık öğrenin. Farklı seslere saygı duymanın zorunlu olduğu demokrasi kültürünü içselleştirin. Tekrar ediyorum: Barolar boykot yapıyor söylemi sadece basit bir manipülasyondur. Barolar yalnızca kuvvetler ayrılığı ilkesinin, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığının gereğini yapmaktadır. Aksini yapanlar adli yıl açılışını bir tartışma konusu haline getirmişlerdir, Barolar değil.

İTAATİ DEĞİL, LİYAKATİ ESAS ALAN BAĞIMSIZ VE TARAFSIZ BİR YARGI OLUŞTURALIM. YALANDAN VATAN VE MİLLET SEVİLMEZ.

Bu meyanda bir kez daha yinelemek isterim ki: Mahkemelerimizin kürsülerinde hüküm verecek, iddia makamında görev yapacak, savunma makamını temsil edecek son derece liyakatli, gönlünü ve aklını bir tek kişiye, dini ya da herhangi bir başka gruba değil, sadece Yüce Türk Milletine bağlamış, vicdanlı, ahlaklı ve donanımlı sayısız hukukçumuz vardır. Gelin bu kez itaati değil liyakati esas alan bağımsız ve tarafsız yargıyı oluşturalım. Böylece, cennet vatanda kök salmaya devam edip, her şeyin en güzelini hak eden milletimize ekmek gibi, su gibi hayati bir ihtiyaç olan adaleti verelim. Verelim ki devlet yaşasın. Devlet yaşasın ki Türk Milleti var olsun. Adalet diye haykıranları, istemediğiniz cümleleri kuranları hain, terörist gibi aşağılık kavramlarla yaftalamaya çalışmaktan vazgeçin. Bunun yerine, biraz yakın tarih okuyun. Mesela, bugünlerde siyasetçiler tarafından yeniden dillendirilen ve ne yazık ki TBB Başkanınca açıkça yalanlanmayan, “nispi temsil imasıyla baroları revize etmek ve temizlemek” bahsinin FETÖ/PDY Terör örgütünün en büyük planlarından biri olduğunu hatırlayın. “Temizlemek” sözcüğünü aynen sahibine iade ederek, zihnini bu Fetö projesinden temizlemesini diliyoruz. Bizleri, neyin kime hizmet etmek olduğunu bin defa anlatmak zorunda bırakmayın. Bilmiyormuş gibi yapmayın.   Bilmiyorsanız da bu işlere talip olmayın. Bilmemek bazen büyük bir ayıbın bile ötesindedir, unutmayın. Gelin anlatalım, cahil kalmayın. Cehalet öldürür, kulak tıkamayın. Halil Cibran der ki: Samimiyet bütün eylemlerimizi onurlu kılar. Gelin artık, samimi mücadelemize ket vurmak yerine destek olun. Çünkü bağımsız yargı adaletin koşulu, adalet de devletin temelidir. Devletin ve Milletin bekasını gerçekten önemseyenler bunları, samimiyetsiz ve riyakar olanlarsa aksini savunur ve yalnızca hamasetle yapılan siyasetten beslenirler. Yalandan vatan ve millet sevilmez.

YENİ ADLİ YILDA HERKES İÇİN EŞİT BİR ŞEKİLDE ADALET BEKLİYORUZ.

Yeni Adli Yıla girerken, yıllardır her törende ve her vesile ile dile getirip çözüm beklediğimiz sıkıntılarımızı tek tek saymayacağım. Ancak; “Tatile girmeyin, bir an önce adalet beklentilerine derman olacak yasal düzenlemeleri hayata geçirin” diye seslendiğimiz TBMM’den bir an önce toplanıp çalışmasını bekliyoruz. Yargı Reformu’nun, önceki iki reform gibi havada kalmamasını, olumlu bulduğumuz ve bizim de katkı sunduğumuz kısımlarının acilen hayata geçirilmesini istiyoruz. Açılışı orada yaparsak çıkar, yapmazsak çıkmaz, avukatlar da çay parasına muhtaç olmaya devam eder söylemlerinden vazgeçilmesini bekliyoruz. Bunun yerine, yargı reformunu gerekli gördüğü için hayata geçirmeyi görev bilmiş bir iradeyi görmek istiyor ve böyle bir iradeye her zaman katkı sunacağımızı bir kez daha ifade ediyoruz. Toplumu yanlış bilgilerle manipüle ederek hiçbir yanlışın doğru hale getirilemeyeceğinin görülmesini istiyoruz. Sayın Adalet Bakanı’nın dahi iki kez açıkça simsar diyerek dile getirdiği hasar takip çetelerinin artık bu ülkede cirit atamaması için reforma ihtiyaç bulunmadığını ifade ederek, gereğinin yapılmasını acilen bekliyoruz. Yine, başkanı avukat olanlar başta olmak üzere tüm Belediyelerimizden, vatandaşların hak kaybına yol açan arzuhalcilere izin vermemesini istiyoruz. “İşgaliye ödüyorlar” şeklinde Baromuza verilen cevapları kabul etmiyor, işgaliye parasına ihtiyaçları varsa Baro olarak o işgaliyeyi ödeyerek bu hak ihlaline son vermeye hazır olduğumuzu duymalarını istiyoruz. Bu konuda gereğini yapmaya derhal başlayan Kuşadası ve Germencik Belediye Başkanlarına teşekkürlerimizi sunuyor ve örnek olmasını diliyoruz. Temyiz sınırı garabeti ve diğer sebeplerle, hukuka aykırı olarak tutuklu bulunan avukatların, gazetecilerin ve vatandaşların bir an önce özgürlüklerine ve adalete kavuşturulmasını bekliyoruz. 613 İlahiyat Profesörünün olduğu bir ülkede yalnızca 441 Hukuk Profesörünün bulunmasının, hukuk eğitimimiz açısından sağlam bir ipucu verdiğini düşünerek, yüzü aşmış hukuk fakültesinin bu hoca sayılarıyla hukuk sistemimize yarar değil, yalnızca zarar verdiğini bir kez daha haykırıyoruz. Kadınların her gün, yalnızca kadın oldukları için öldürüldüğü, çocuklarının önünde vahşice katledildikleri, müdahale etmek yerine videoya kaydeden vatandaşların, cinayeti müdahale etmeksizin izleyen güvenlik görevlilerinin olduğu bir ülkede yaşamak istemiyoruz. Yeni Adli Yılda çocukların, kadınların taciz edilmediği, şiddet görmediği, cinayete kurban gitmediği bir ülke için bugün çalışmaya başlanılmasını istiyoruz. Emine Bulut’un evladı gibi bir çocuğun daha “Anne lütfen ölme” diye haykırmak zorunda kalmadığı, Ali İsmail’in annesi gibi bir annenin daha “Keşke kurşunla vursaydınız, oğlum çok acı çekmiştir” diye ağlamadığı, Tahir Elçi gibi bir baro başkanının daha sokak ortasında vurulmadığı, failinin artık bir an önce bulunarak yargı önünde hesap verdiği, avukatların her gün saldırıya uğramadığı, uğradığında yargının derhal gereğini en sert biçimde yaptığı bir ülkede insanca yaşamak istiyoruz. Hem işkence görüp, hem de 40 güne yakın ev hapsinde tutulan Av. Sertuğ Sürenoğlu’nun faillerinin korunmak yerine yargılandığı hukuk devletini istiyoruz. Hakkımızı, hukukumuzu ve yalnızca adaleti istiyoruz.

Yusuf Has Hacip der ki: Adalet göğün direğidir, yıkılırsa gökyüzü yerinde durmaz. Devletin olduğu gibi, güzel olan her şeyin de temeli olan adalet uğrunda, yeni adli yılda da ara vermeden yapacakları çalışmalarda, tüm yargı mensuplarımıza kolaylıklar ve başarılar diliyorum. Yurttaşlarımızın adliyeden, yargıdan, dolayısı ile en temel hakları olan adaletten emin olmaları için savunma makamı olarak çalışmaya, yorulsak da halkın ve Hakkın sesi olmaya devam edeceğiz. Bir tek yurttaşımızın bile adaletten kuşku duymadığı, yargının her üç ayağının da en sağlıklı koşullarda, bağımsız ve tarafsız bir şekilde, Anayasada yazılı olan güvence ile çalışabildiği, yalnızca daha hızlı ve kaliteli yargı hizmetini nasıl verebileceğimizi konuştuğumuz adli yılları görmek dileğiyle; tüm yargı mensuplarımızın adli yılını kutluyor, hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.                                                                

Aydın Barosu Yönetim Kurulu

Adına

Baro Başkanı

Av. Gökhan BOZKURT

Okunma 1310 defa Son Düzenlenme Pazartesi, 02 Eylül 2019 09:53

Ortam

IP Adresiniz :35.175.120.174
IP Adresiniz kayit altina Alinmistir ..