Salı, 10 Aralık 2019 12:22

Baromuz İnsan Hakları Komisyonu Basın Açıklaması

Baromuz İnsan Hakları Komisyonu “10 ARALIK DÜNYA İNSAN HAKLARI GÜNÜ’’ nedeniyle Baro Başkanlık Odasında basın açıklaması düzenlemiştir.

10 ARALIK DÜNYA İNSAN HAKLARI GÜNÜ
AYDIN BAROSU İNSAN HAKLARI KOMİSYONU
BASIN AÇIKLAMASI
TARİH:10.12.2019

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun, 10 Aralık 1948 tarihinde, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’ni kabul etmesi, insan haklarının uluslararası düzeyde korunmasına yönelik önemli ilk adım olması nedeniyle, 10 Aralık tarihi,bütün dünyada “İnsan Hakları Günü” olarak kutlanmaktadır. Bu yıl itibariyle Bildirgenin 71. yaşı kutlansada, maalesef hem ulusal hem küresel düzeyde insan haklarına yönelik ihlaller çeşitlenerek devam etmektedir.

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin 1. maddesinde bulunan “Bütün insanlar özgür, onur ve haklar bakımından eşit doğarlar” ifadesine karşın,pratikte insanların ancak maddi güçleri, etnik kökenleri veya nüfuzları ölçüsünde eşit olduklarını görmezden gelmek mümkün değildir. Zira Ege Denizi’nde can veren bir göçmen çocuğun, Norveçlibir ailenin çocuğuyla pratikte “haklar bakımından eşit” bir hayat geçirdiğine inanmak,maalesef gerçeklere gözümüzü kapatmaktır.

Gelir adaletsizliği bu eşitsizliğin ilk göze çarpan sonucudur. Sermayenin gücü ve şirketlerin siyaset üzerindeki etkisi sayesinde getirilen düzenlemelerle, ifade özgürlüğü, toplanma özgürlüğü ve örgütlenme özgürlüğü başta olmak üzere pek çok özgürlüğe yapılan müdahalelerle, sermaye sahibi olmayanların yalnızca sermayenin büyümesine ömrünü vakfettiği bir düzen kurulmuştur.

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin tarafı olan ülkemizde ise yapılmak istenen tüm çalışmalara rağmen bireysel hak ve özgürlüklerin gerçek anlamda hâkim kılınamadığı malumun ilanıdır. Yaşam hakkı, ifade özgürlüğü, adil yargılanma, savunma, sağlıklı çevrede yaşama, eğitim, barınma gibi en temel hakların ihlal edildiği; hemen her gün kadın cinayetlerinin yaşandığı, bir doğal güzelliğin yok edildiği, yine çocukların cinsel istismar aracı haline geldiği bir kimliğe bürünmüştür. Bu ihlallerin bir sorumlusu olarak devletin doğrudan yerel ve uluslararası mahkemelerde yargılandığı pek çok olay yanında, üstü örtülen nice adli vaka da tarih sayfalarındaki sıcaklığını korumaktadır.

Sonuna geldiğimiz 2019 yılına baktığımızda, maalesef insan hakları ihlallerinin bu yıl da artarak devam ettiğini görüyoruz.Etkin soruşturma ve kovuşturmaların ancak ve ancak sosyal medyada yeterince kamuoyu oluşturulduğu taktirde yapılması; insanların evlerine ekmek götüremediği için, çocuğuna okul kıyafeti alamadığı için ya da borçlarını ödeyemediği için intihar etmesi;faturasını ödeyemediği için intihar eden insanların cesetleri henüz evlerinden çıkarılmadan elektriklerinin kesilmesi ve buna benzer sayısız örnek gösteriyor ki sosyal adaletsizlik artık yaşam hakkını ihlal edecek düzeye ulaşmıştır. Cinayete kurban giden hemcinsi için adalet arayan kadınların da, kadın cinayetlerine kurban gittiğini bu yıl içinde defalarca gördük.Bu şartlar altında 21. yüzyılda en azından yaşam hakkının koşulsuz olarak korunduğunu dahi söylemek mümkün değildir.
Haber yaptığı için, ders verdiği için, çoğunluğun dışında siyasi fikirlere sahip olduğu için,avukatlık yaptığı için, attığı tweet için bazen de sırf haksızlığa ses çıkarmak istediği için tutuklanan insanlara, anayasaya aykırı olarak engellenen onlarca toplantı ve gösteri yürüyüşüne şahit olduk 2019 yılı içinde. Bu nedenle özgürlüğün kural olduğunu tekrar ederken, ihlallerin artık istisnai olmadığını da yüksek sesle söylemek zorundayız.
Aydın Barosu olarak bizler; bağımsız yargının, insan haklarının ayrılmaz bir parçası olduğunun bilincindeyiz. Bu düşünceyle; yaşama özgürlüğünü doğrudan tehdit eden hak ve hukuk ihlallerinin karşısında yılmaz bir nefer olduğumuzun bilinmesini istiyoruz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin tarafı olarak, yaşanılan ihlallerin doğrudan ya da dolaylı mahiyette sanığı değil; bilakis karşısında duran, ihlallerle mücadele eden bir anlayış üzerine kurulu olduğunun da altını çiziyoruz.

Zira insan haklarını bireyler kadar devletlerin de korumakla mükellef olduğu herkesin malumudur. Bununla birlikte, insanca yaşama onurunun sadece gelişmiş ülke vatandaşları için geçerli olmadığını, onlarla birlikte yaşamın var olduğu, nefes alınıp verilen her yerde, herkes için eşit şekilde geçerli olduğunu savunuyoruz.

Şunu da özellikle vurgulamamız gerekir ki, kentimiz genelinde birbiri ardına kurulan jeotermal elektrik santrallerinin öz olarak yerli ve yenilenebilir enerji kaynağı olmasına rağmen, uygulamada denetim yetersizliği, ilgililerin vurdumduymazlığı nedeniyle çevreyi kirleten, doğal kaynakları tahrip eden, insan sağlığını hiçe sayan enerji türüne dönüştürüldüğünü görmekteyiz. Jeotermal santral sahiplerinin temiz ve yenilenebilir bir enerji kaynağını sırf daha fazla para kazanma hırsıyla hoyratça kullanmaları sonucunda önceden portakal çiçeği kokan kentimizin artık ne yazık ki çürük yumurta koktuğunu kabul etmekteyiz. Çünkü bu gibi projelerde insan sağlığı ve ekosistemin olumsuz değişimleri neredeyse hiç göz önünde bulundurulmadığı malumdur. Bilindiği üzere Anayasamızın 56. Maddesi uyarınca “Herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir”. Anayasal bir hak olan ve en temel insan haklarından olan sağlıklı bir çevrede yaşama hakkının ihlal edilmemesi adına Aydın ve çevresinde kurulması planlanan tüm Jeotermal Enerji Santrallerine ilişkin sürecin takipçisiyiz.

Avukatlık Kanunu’nun 95. maddesine göre: “HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜNÜ ve İNSAN HAKLARINI SAVUNMAK, KORUMAK ve KAVRAMLARA İŞLERLİK KAZANDIRMAK,” baroların asli görevlerindendir. İnsan haklarının, temel hak ve özgürlüklerin biricik güvencesi, demokratik, laik, sosyal hukuk devletidir. Hukuk devletinin de belirleyici özelliği, kuvvetler ayrılığı ve yargı bağımsızlığıdır. Aydın Barosu olarak, hukukun üstünlüğünü, demokratik, laik, sosyal hukuk devletini, yargı bağımsızlığını “SAVUNMAYA” devam edeceğiz.

Yine 1136 Sayılı Avukatlık Kanunu’nun 76.maddesi uyarınca ‘Barolar; …….hukukun üstünlüğünü, insan haklarını savunmak ve korumak, ……….amacıyla tüm çalışmaları yürüten, tüzel kişiliği bulunan, çalışmalarını demokratik ilkelere göre sürdüren kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşlarıdır.’

Anlaşılacağı üzere; insan haklarının korunması amacıyla gerekli girişimlerde bulunmak, hak ihlallerinin önlenmesi için hükümetlerin ve yasama organlarının gerekli yasal düzenlemeleri yapmasını talep etmek ve insan hakkı ihlali ile karşılaşıldığı durumlarda gerekli yasal müdahalelerde bulunmak, tüm baroların olduğu gibi Aydın Barosu’nun da kanundan kaynaklanan görevlerindedir.

1136 Sayılı Avukatlık Kanunu’nun vermiş olduğu yasal yetki doğrultusunda Türkiye’nin en köklü ve kurumsal barolarından birisi olan Aydın Barosu olarak bizler de gerek şehrimizde gerekse de ülkemizde insan hakları ihlallerinin önüne geçmek ve insan haklarının daha yüksek standartlara ulaşabilmesi için sorumluluğumuzun bilincinde olup üzerimize düşen görevleri yerine getirmeye devam etmekteyiz.

Açıklanan yasal görevimiz doğrultusunda insan hakları konusunda, özellikle en temel insan haklarından birisi olan adil yargılanma hakkının korunabilmesi için bu hakkın en temel unsuru savunma hakkının yerine getirilmesinde Aydın Barosu olarak büyük bir gayret göstermekteyiz.

Aydın Barosu İnsan Hakları Komisyonu adına herkesin temel hak ve özgürlüklere saygı duyduğu, ayrımcılığın olmadığı, kimsenin ötekileştirilmediği, çağdaş, hukukun üstünlüğüne inanan, düşünce ve ifade özgürlüğünün yaşandığı, insan hakları ihlallerinin hiçbir şekilde yaşanmadığı, birlik, beraberlik, kardeşlik içerisinde, insana insan olduğu için değer veren bir dünya özlemiyle 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü’nü kutluyor, hepinize saygılarımızı sunuyoruz.

AYDIN BAROSU
İNSAN HAKLARI KOMİSYONU

Okunma 3213 defa

IP Adresiniz :35.168.112.145
IP Adresiniz kayit altina Alinmistir ..