Salı, 24 Aralık 2019 11:09

BASINA VE KAMUOYUNA

23.12.2019

BASINA VE KAMUOYUNA

            Aydın ili İncirliova ilçesinde yapılması planlanan Sarı Zeybek JES projesi ile ilgili hazırlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporu, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı İnceleme ve Denetleme Komisyonu tarafından uygun bulunmuş ve 16.12.2019 günü ilan edilerek 10 gün süreyle halkın görüş ve önerilerine açılmıştır. Halkın görüş ve itirazlarını bildirilebilmesi için son dönemeç olan bu süre, 25.12.2019 tarihinde sona erecektir.

         Aydın Barosu, jeotermallerin gündeme geldiği ilk günden itibaren, projenin "yerli ve yenilenebilir enerji kaynağı" olarak tanıtılmasına rağmen, uygulamada denetim yetersizliği ve daha ucuz maliyetle daha yüksek kar elde etme isteğiyle; çevreyi kirleten ve doğal kaynakları tahrip eden bir proje olacağına ilişkin endişe ve tepkilerini dile getirmiştir.

         Uygun bulunan ve yayınlanan ÇED raporunun incelenmesiyle, endişelerimizin haklı olduğunu maalesef görmüş olduk. Söz konusu projenin hayata geçirilmesi ile yöre halkının temel geçim kaynağı olan tarıma büyük büyük bir darbe vurulacak, halihazırda incir ve zeytin bahçeleri olan araziler tahrip edilecek ve en önemlisi Santralden yayılan hidrojen sülfür gazı nedeniyle, Aydınlılar "temiz ve sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı"ndan mahrum kalacaktır.

         Söz konusu ÇED raporuna ilişkin tüm ayrıntıların halka anlatılabilmesi ve halkın görüş bildirirken "bilinçli" bir şekilde irade oluşturması açısından, AYÇEP tarafından 21-22-23 Aralık 2019 tarihlerinde 3 gün süreyle 10:00 -17:30 saatleri arasında Atatürk Kent Meydanında imza standı açma kararı alınmış ve bu durum gerekli önlemlerin alınması amacıyla Aydın Valiliği’ne bildirilmiştir. Ancak bu bildirim hakkında, Valilik tarafından hiçbir gerekçe gösterilmek sizin talebin uygun görülmediğikararı verilmiştir.

         Aydın ve çevresinde yaşayan, bu konuda söz hakkı sahibi olan tüm bireylerin ifade özgürlüğüne müdahale niteliği taşıyan bu karar açıkça hukuka aykırıdır. Temel insan hak ve özgürlükleri kullanılmak için vardır. Ulusalüstü sözleşmeler uygulanmak için Kabul edilmiştir. Sınırlandırılan bir hak olan düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü ile ifade özgürlüğüne yönelik sınırlandırmaların sınırı olması gerekir ve vardır.

         İfade özgürlüğüne yapılan müdahaleler, yasalarla belirlenmiş Kabul edilebilir meşru bir haklı nedene dayanması, müdahalenindemokratiktoplumdüzenigereklerineuygunveölçülüolmasıhalindekabuledilebilir.Sınırlandırmaların hiçbir koşulda, hakkın özüne müdahale niteliğinde olamayacağı tartışmasızdır. ifade özgürlüğü esas, sınırlandırmalar istisnadır. BU NEDENLE HİÇBİR MEŞRU VE HAKLI GEREKÇEYE DAYANMAYAN VE HAKKIN ÖZÜNÜ BÜTÜNÜYLE ORTADAN KALDIRAN VALİLİK KARARINI HUKUKEN ANLAMLANDIRABİLMEK MÜMKÜN DEĞİLDİR.

         İfade özgürlüğü saydamlık ve hesap verebilirlik ilkelerinin yaşama geçirilmesinde gereklidir. Saydamlık ve hesap verebilirlik; görüş edinme hakkı ve ifade özgürlüğünün korunmasının, insane haklarından eksiksiz yararlanılmasının ve demokratik hukuk devletinin zeminini oluşturur.

         Bilgi edinmek, gerçekleriöğrenmek, düşünce ve kanaatlerini açıklayabilmek ve yayabilmek hak olduğuna göre; bu hakların kullanılmasını sağlamak devletlerin demokrasi görevidir. Devlet bu hak ve özgürlüğü engellememeli, kullanılmasına müdahale etmemeli veya sınırlandırma getirmemelidir. Aksine devletin görevi, bu hakların kullanımını kolaylaştırmaktır.

         Söz konusu ÇED raporunu yayınlamanın amacının, bilgi edinme hakkı ve ifade özgürlüğünün kullanılması olduğunu varsayıyoruz. Ancak yine bu hakveözgürlüklerehiçbir gerekçe gösterilmeden müdahale edilmesi, halkın görüş ve önerilerini almak için ilan edilen bu sürenin "bir sonraki aşamaya geçmek için formalite" bir süre olmasından başka bir sonuç ortaya çıkarmayacaktır.

         Demokratik toplum düzeninin bütünleyici parçasını oluşturan toplantı ve gösteriler, bir düşünce ve kanaatin açıklanması veya yılmasına hizmet eder. İmza standının açılmasına "izin verilmemesi" kararıyla birlikte, Anayasamızın 34. maddesinde güvence altına alınmış olan "toplantı ve gösteri yürüyüşü" hakkı da ortadan kaldırılmaktadır. Bu hak, ifade özgürlüğünün ayrılmaz bir parçasıdır.

         2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun 3. maddesi uyarınca " Herkes, önceden izin almaksızın, bukanunhükümlerinegöresilahsızvesaldırısızolarakkanunlarınsuçsaymadığıbelirliamaçlarlatoplantıvegösteriyürüyüşüdüzenlemehakkınasahiptir."

         Yöre halkının yaşamını temelden etkileyecek, bireysel ve kolektif haklarına yönelik ağır müdahale niteliği taşıyan JES'e ilişkin değerlendirme raporunun halka anlatılmak istenmesi suç değildir. Halkın bu konuda bilgilenmesi ve organize bir şekilde hareket etmesi suç değildir. Barışçıl amaçlarla bu konuda bir araya gelmek ve ortak bir tepki vermek suç değildir. Ancak insan haklarının kullanılmasına destek olmak yerine, bireylerin temel haklarına erişimini ANAYASAYA AYKIRI OLARAK engellemek hem ulusal hem uluslararası hukuka aykırıdır.

         AYDIN BAROSU İNSAN HAKLARI KOMİSYONU OLARAK, AYDIN VALİLİĞİ TARAFINDAN "İMZA STANDI AÇMA TALEBİNİN UYGUN GÖRÜLMEMESİ" KARARINI, HAKKIN ÖZÜNE DOKUNARAK ORTADAN KALDIRMASI SEBEBİYLE İNSAN HAKLARINA AYKIRI OLDUĞUNU BELİRTİYOR VE 1136 SAYILI AVUKATLIK KANUNU'NUN 76. MADDESİYLE TARAFIMIZA YÜKLENEN SORUMLULUK BİLİNCİ İLE, YÖRE HALKINA YÖNELİK GERÇEKLEŞTİRİLEN TÜM HAK İHLALLERİNDE HALKIMIZIN YANINDA OLDUĞUMUZU BİLDİRİYORUZ.

AYDIN BAROSU

İNSAN HAKLARI KOMİSYONU

           

           

                       

Okunma 2984 defa Son Düzenlenme Salı, 24 Aralık 2019 11:33

IP Adresiniz :35.168.112.145
IP Adresiniz kayit altina Alinmistir ..