Aydın Barosu
Pazar, 14 Ekim 2018 17:26

AYDIN BAROSU SEÇİM SONUÇLARI (Kesinleşmemiş Resmi  Sonuçlar)

Pazar, 14 Ekim 2018 13:57

AYDIN BAROSU OLAĞAN GENEL KURULU ADÜ ATATÜRK KONGRE MERKEZİ MAGNESİA KONFERANS SALONUNDA  MESLEKTAŞLARIMIZIN KATILIMI İLE GERÇEKLEŞTİRİLMİŞTİR.

Salı, 09 Ekim 2018 08:42

Baromuza bu dönem hizmet eden, TBB delegelerimize, disiplin kurulumuza, ilçe temsilcilerimize ve yönetim kurulu üyelerimize, çalışmaları ve katkılarından dolayı Baro Başkanımız Av. Gökhan Bozkurt tarafından teşekkür plaketleri, düzenlenen yemekte verilmiştir. Meslektaşlarımıza, katkılarına devam etmeleri dileğiyle tekrar teşekkürlerimizi sunarız.

Pazartesi, 08 Ekim 2018 15:34

Meslektaşlarımıza karşı yapılan saldırılara yönelik Baro Başkanlığımızca yapılan basın açıklaması…

 

Değerli meslektaşlarım, basınımızın değerli mensupları, saygıdeğer kamuoyu;

Hepimizin esef duyarak izlediğimiz, hukuk tarihimize kara bir leke olarak geçecek adli bir olay, yine bir meslektaşımıza, hem de bu kez bizzat yargı mensupları tarafından yapılan saldırı ve ondan önce başlayıp devam eden, avukatlara ve mesleğimize yönelik saldırılar nedeniyle bu açıklamayı yapmak zorunda kalmış bulunuyoruz. Son yaşadığımız saldırıya gelmeden önce hatırlatmak isteriz ki:

               

Trabzon’da avukat arkadaşımız bürosunda, Adana’da meslektaşımız eşiyle birlikte Adliye’de saldırıya uğradı. Eskişehir’de avukatın bürosuna silahlı saldırı düzenlendi. Antalya’da meslektaşımız bacağından vurularak yaralandı. İstanbul Beşiktaş’ta, Etiler’de meslektaşlarımız saldırıya uğradı. Bursa’da Avukat Özgür Aksoy öldürüldü. Baromuza kayıtlı meslektaşımız Av. Cihangir Çiftçi silahlı saldırıya uğradı, öldürülmek istendi. Ankara Barosu Başkanı Hakan Canduran’a hakim saldırdı. Bunlar, meslektaşlarımıza ve aslında bizzat savunma makamına yapılan saldırılardan, işlenen cinayetlerden sadece bir kaçıdır. Üstelik, dikkatinizi çekerim, saldırılar yalnızca cahil bırakılan insanlardan gelmemiş, Ankara Barosu başkanına yapılan saldırıda olduğu gibi, bizzat yargı mensupları da saldırıların faili olmaya başlamıştır.

 

Ülke ve yargı camiası olarak utanç duymamız gereken bir olay da, İstanbul Barosu'na kayıtlı meslektaşımız Avukat Gökhan Vural Arı’nın, yaşadığı ekonomik zorluklar ve ödeyemediği borçları nedeniyle, birkaç gün önce intihar ederek, gencecik yaşında hayatına son vermesidir. Özellikle stajyer avukatların ve genç avukatların sorunlarına çözüm getirme konusunda tüm çağrılarımıza kulak tıkayan yetkililere bir kez daha sesleniyorum: Bu genç arkadaşlarımız, sizin açtığınız, sayısı yüzü geçen hukuk fakültelerinden, yine sizin getirmemekte ısrar ettiğiniz sınava girmeksizin kabul etmek zorunda kaldığımız meslekte görevlerini icra etmeye çalışırken, artan avukat sayısı ve alınmayan tedbirler nedeniyle en zor şartlarda yaşama savaşı veriyor ve artık ölüyorlar. Bu sese kulak verin. Hukuk Fakültelerinin sayısını azaltın, Avukatlıkta sınavı, hakim ve savcı alımlarında liyakati getirin. Stajyer avukatlara da tıpkı hakim ve savcı stajyerleri gibi maaş vererek, yaşanan ayrımcılığa bir son verin. Biriken adli yardım ücretlerini derhal ödeyin. CMK görevi alan meslektaşlarıma ödenmesi gereken ücretleri, bizzat Adalet Bakanlığı tarafından belirlenen asgari ücret tarifesindeki rakamlara yükseltip, angarya olmaktan çıkarın. Sizlere dosya halinde defalarca sunduğumuz, yargıda kalite ve ekonomik sıkıntılara çözüm önerilerimizi lütfen artık okuyun ve hayata geçirin. Bunları hayata geçirmemenizin sonucunun, daha bir çok genç arkadaşımızın hayatına mal olacağını görün.

 

İstanbul’da 17 avukat , 1 yıldır tutuklu yargılandıkları davanın 14 Eylül’de görülen duruşmasında, İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesince tahliye edildiler. Tahliye kararı, “AİHM kararlarında da tutukluluğun bir tedbir olması” ve özellikle “sanıkların avukat olması” gerekçelerine dayanıyordu. Ancak, savcının tahliye kararına itirazını kabul eden aynı mahkeme, bu gerekçelerde değişen bir durum olmamasına rağmen, kendi kararını ayaklar altına alarak, bir gün sonra 15 Eylül’de, tahliyelerine karar verdiği 12 avukat hakkında “tutuklamaya dönük yakalama” kararı çıkarttı ve avukatlar yeniden tutuklandı. Bu bir günde, kararda yazmadığı halde neyin değiştiğini, bu kararların nasıl verildiğini, elbet bir gün tarih yazacak, üstelik belgelerini de, tarihçiler mahkeme tutanaklarından alacaklardır. Hukuksuzluk yapan hiçbir hukukçunun da adalet önünde hesabını vermekten kurtulamayacağını hatırlatmak isterim.

Bundan üç gün önce, İstanbul Barosu’na kayıtlı meslektaşımız Av.Ömer Kavili, duruşma sırasında hakimle yaşadığı tartışmanın ardından, ertesi gün resmi görevliye mukavemet ve hakime hakaret ettiği gerekçesi ile, hakkında soruşturma izni olmadan duruşmaya girerken göz altına alındı. O sırada, orada bulunan Av.Nadide Özdemir de, elinde cep telefonu olduğu ve duruşma sırasında görüntü aldığı gerekçesi ile göz altına alındı. Av.Nadide Özdemir, adli kontrol şartı ile serbest bırakılırken, Ömer Kavili tutuklanarak cezaevine konuldu. Ancak ertesi sabah, adli kontrol ve yurtdışı çıkış yasağı şartı ile salıverildi. Haklarında soruşturma izni alınması yasal zorunluluk olduğu halde, Avukatlık Kanunu’nun 58. Ve 59. Maddeleri bizzat Cumhuriyet Savcısı ve Sorgu Hakimi tarafından çiğnenerek bu garabete, hukuksuzluğa ve kepazeliğe maruz bırakıldılar. Av. Ömer Kavili yasaya aykırı emirle duruşma salonundan çıkarılırken hakimin önünde darp edildi. Meslektaşımızı, hakkında soruşturma izni dahi alınmadan yasaya aykırı olarak sorgulayan hakimin tutuklama gerekçesinde aynen şöyle yazıyor:

        

         kapsamının değerlendirilmesinde şüphelinin üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti,

-          Şüpheli Ömer Kavili’nin eylemini amacının kutsal savunma hakkı olmadığı, aksine ters psikoloji ile müvekkilini ve kendisini mağdur göstererek dosyada haklı çıkmaya çalıştığı, şüphelinin eylemini müdafisi olduğu davayı sulandırmaya çalıştığı, şüphelinin tüm bu eylemleri birlikte değerlendirildiğinde amacının halkın gözünde yargının ve mahkemelerin itibarsızlaştırmak olduğu adalete olan güveni sarsmayı amaçladığı, şüphelinin eylemlerinin haber niteliği taşıyarak toplumda infiale sebep olduğu, delillerin henüz toplanmamış olması, şüphelinin kaçma veya delilleri karatma ihtimalinin bulunması göz önüne alınarak atılı suçtan TUTUKLANMASINA;

Yani meslektaşımız bizzat savunma görevini yerine getirmeye çalıştığı için önce dövüldü, sonra da tutuklandı. Zerre kadar hukuk bilgisi olan her insan gibi, hukukçu olan bizler de, böyle bir kararı yazabilen hakimin diplomasını ciddi bir şekilde merak ediyoruz. Sorgu hakiminin tarzını, hukuk bilgisini, yargıya bakışını, savunmaya yaklaşımını beğenmedik, kabul etmedik, etmeyeceğiz. Soruşturma izni dahi alınmadan yapılan soruşturma ve bu kapsamda yapılan tüm ceza muhakemesi işlemleri ve verilen kararlar açıkça hükümsüzdür. Tutuklama koşulları dahi bulunmayan olayda meslektaşımız için verilen adli kontrol kararı, meslektaşımızın ve dolayısıyla savunmanın halen tutuklu olduğu anlamına gelmektedir. Bu kararlar derhal kaldırılmalı ve soruşturma, izin alınıncaya kadar en azından dondurulmalıdır. HSK ve Adalet Bakanlığı nezdinde Baromuzca gerekli girişimlere derhal başlanacağını buradan bildirmek isterim. Ancak; eğer HSK ve Adalet Bakanlığı’nın bağımsız yargıya zerre kadar inançları varsa, hukuku katleden Cumhuriyet Savcısı ve Sorgu hakimini derhal görevden almaya davet ediyoruz.

Bizler yargı görevi ifa eden kişileriz. Bu sıfatımızı ve görevimizi yaparken kullandığımız yetkileri ; Anayasa’dan, yasalardan ve devlet olarak imza attığımız uluslar arası sözleşmelerden alıyoruz. Savunma makamı olarak görevimizi ise; tarihten, sahip olduğumuz hukuk nosyonundan ve vicdanımızdan alıyoruz. Tıpkı meslek büyüklerimiz ve adaleti kutsal bilip, bağımsız yargının temel taşı olan bağımsız savunma uğrunda canını vermekten kaçınmayan meslektaşlarımız gibi, halkımızın hak arama özgürlüğünün güvencesi olmaya korkmadan, yılmadan, her türlü baskıya karşı koyarak devam edeceğiz. Bu güne kadar korkunun esiri olmadık, olmayacağız. Kimsenin, hiçbir gücün önünde eğilmedik, eğilmeyeceğiz. Tarih boyunca köle kullanmadığımız gibi, efendi de kabul etmedik, yine etmeyeceğiz. Biz, karanlıkları aydınlığa çeviren ışık olan Cumhuriyet’in avukatlarıyız. Bundan asla vazgeçmeyeceğiz. Cüppelerimizde düğme yokken, kimsenin ilik açmasına izin vermeyeceğiz. Cüppesini iliklemek için kıvranan yargı mensuplarının düğme arayışlarına asla saygı duymadık, duymayacağız. Biz avukatız. Tarih boyunca adaleti, hukuku, insan haklarını savunduk, yine bu değerleri savunmaya devam edeceğiz. Bütün memleketlerin yerlisi, bütün yüzyılların çağdaşı olan biz avukatlar, gerektiğinde savunmayı savunacak, ancak, dünya hukuk tarihine yargımızın bu şekilde yazılmasından utanç duyacağız.

Şimdi ; adalet için çırpınan ve savunmaya hak ettiği, zaten olması gereken değeri vererek mesleğini liyakatle yapan hakim ve savcılarımızı selamlayarak, onların aksine, hukuk eğitimi yarım kalmış, kanun tanımayan, ortaçağ sevdalısı hakim ve savcılarımıza kanunları ve hepimizin uymak zorunda olduğumuz bazı prensipleri öğrenmeleri için tavsiye ediyorum:

1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 58 ve 59. Maddelerini, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 151. Ve 79. Maddelerini, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 203., 100 ve devamındaki Maddelerini, Havana Kuralları’nın bütün maddeleri’ni bir kez okuyun . Okuyun ki; avukatların duruşmanın inzibatı, duruşmada söyledikleri sözler nedeniyle değil tutuklanmaları, disiplin hapsi ya da para cezasıyla dahi cezalandırılamayacaklarını, hatta duruşmadan çıkarılamayacaklarını öğrenin.

Bütün bu mevzuat hükümlerini ve kabul edilmiş prensipleri çiğneyerek, avukatların görevlerini yapmalarına engel olanlar, hakim ya da savcı olsalar bile suç işlemiş olurlar ve yine yargı tarafından cezalandırılırlar. Kanunların uygulandığı bir ülkede, bir hukuk devletinde, bu şekilde alenen kanunu çiğneyen kişiler ne hakimlik, ne avukatlık ne de savcılık yapamazlar.

Yaşanan son rezaleti bir kez daha kınıyor, zaten başlatılmış olması gereken soruşturmada, ilgili hakim ve savcının derhal açığa alınmasını, soruşturma sonunda görevden atılmalarını, haklarında yetkili Cumhuriyet Savcılığı tarafından derhal cezai soruşturma başlatılmasını, yine, meslektaşımızı mahkeme salonunda ve bilahare dışında darp edenler ve azmettirenler için derhal soruşturma başlatılarak, haklarında kamu davası açılmasını; son olarak, herkesten ve en başta kanun insanlarından kanuna saygılı olmalarını bekliyoruz.

İmparator Justinianus bundan yaklaşık 1500 yıl önce şöyle söylemiştir : Hiçbir şey devlete, yasalara saygılı olmak kadar yaraşmaz. Açıklamamıza Molierac’ın bütün avukatlarca bilinen meşhur sözlerini herkese hatırlatarak son veriyorum: Görevimizi yaparken “kimseye, ne müvekkile, ne hakime hele ne iktidara tabiyiz. Bizim aşağımızda kişilerin varlığı iddiasında değiliz. Fakat hiç bir hiyerarşik üst de tanımıyoruz. En kıdemsizin, en kıdemliden veya isim yapmış olandan farkı yoktur. Avukatlar esir kullanmadılar, fakat efendileri de olmadı”Kamuoyuna saygılarımızla bildiririz.

AYDIN BAROSU BAŞKANLIĞI

Salı, 18 Eylül 2018 12:19

Baro Başkanımız Av. Gökhan Bozkurt, bugün Didim Cumhuriyet Başsavcısı Çetin Yılmaz’ı makamında ziyaret etmiştir. Ardından Didim Adliyesinde bulunan baro odamızda meslektaşlarımıza ziyarette bulunmuştur.

 
Perşembe, 20 Eylül 2018 12:03

Baro Başkanımız Av. Gökhan Bozkurt ve Yönetim Kurulu Üyelerimiz, bugün  Kuşadası Adliyesinde bulunan, yenilenen baro odamızda meslektaşlarımızı ziyaret etmişlerdir. Ardından göreve yeni başlayan Cumhuriyet Başsavcısı Çağrı Gir’e makamında hayırlı olsun ziyaretinde bulunmuşlardır.

Çarşamba, 19 Eylül 2018 06:27
Cuma, 14 Eylül 2018 13:23

Meslektaşımız,  Eski Aydın Vali Yardımcımız,  Av. Mustafa Ayhan  bugün düzenlenen törende yemin edip avukatlık ruhsatnamesini alarak, cübbesini giydi. Kendisine, aramıza hoş geldin diyor, meslek hayatında başarılar diliyoruz.

Perşembe, 13 Eylül 2018 10:44
Salı, 11 Eylül 2018 07:07
Sayfa 1 / 95
IP Adresiniz :54.166.207.223
IP Adresiniz kayit altina Alinmistir ..