TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ ALTI AYLIK DÖNEM I. DEĞERLENDİRME TOPLANTISI SONUÇ DEKLARASYONU

Türkiye Barolar Birliği Genel Kurul Delegeleri 04 Haziran 2022 tarihinde bir araya gelerek aşağıdaki hususlarda tespitlerde bulunmuş, değerlendirmeler gerçekleştirmiş ve sonuçlara ulaşmıştır:

1-) Türkiye Barolar Birliğinin katılımcı, demokratik, şeffaf, hesap verebilir bir anlayışıyla yönetilmesi çerçevesinde delegelerle altı ayda bir değerlendirme toplantıları gerçekleştirilmesi olumlu görülmüş; bu toplantıların sürdürülmesi düşüncesi benimsenmiştir.

2-) Savunma, adil yargılanmanın bir parçasıdır; savunma haktır. Savunma makamının temsilcisi avukatların karşı karşıya oldukları sorunların önemli bir kısmı ülkedeki siyasi, hukuki, ekonomik gelişmelerle ilişkilidir. Hukukun üstünlüğünün sağlanması, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığının tesisi, avukatlık mesleğinin gereklerinin yerine getirilebilmesinin olmazsa olmazıdır. Hukuk devletinin en önemli unsurlarından olan yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığının sağlanabilmesi için Türkiye Barolar Birliğine ve Barolara düşen rol kararlılıkla yerine getirilecektir.

3-) Avukatların sosyal ve ekonomik koşulları, katlanılamaz durumdadır. Meslektaşlarımızın ekonomik sorunlarının çözülmesi, Türkiye Barolar Birliğinin ve Baroların öncelikli gündem maddesidir. Bu sorunların, kısa, orta ve uzun vadeli çözümleri olup, mesleğimizin artık icra edilemez hale geldiği bu süreçte ivedilikle çözülmesi gereken sorunlar için etkin tavır alınması ve gerektiğinde anayasal demokratik hakların sonuna kadar kullanılmasından kaçınılmayacağı kararlaştırılmıştır.

Bu kapsamda:

a-) Artan enflasyon oranları dikkate alınarak, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nde derhal güncelleme ve iyileştirme yapılmalıdır.

b-) CMK ücretleri, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi ile eşitlenmelidir.

c-) Adli yardımın yıllar içinde biriken gecikmiş avukatlık ücreti ödemeleri bir an evvel yapılmalıdır.

ç-) Stajyer avukatlara stajlarının ilk altı aylık döneminde, devlet tarafından asgari ücret miktarı kadar ücret ödenmelidir.

d-) Avukatlık faaliyetlerinde KDV ücreti indirilmeli; serbest çalışan avukatların asgari ücrete kadar olan gelirlerine vergi muafiyeti sağlanmalı; bir yıllık genç girişimci

Bağ-Kur prim muafiyeti üç yıla çıkarılmalıdır.

e-) Avukatların faaliyet alanları genişletilmeli; hukuk yargılamalarında ve arabuluculukta avukatlıkla temsil zorunluluğu getirilmeli; KVKK tebliğinde yer alan veri koruma görevlisi hukukçu olmalıdır.

f-) Kamu avukatlarının ek gösterge sorunu çözülmeli ve özlük hakları iyileştirilmelidir.

g-) Mevcut hukuk fakültelerindeki eğitimin niteliği artırılmalı, ihtiyacın çok üzerinde açılmış bulunan hukuk fakültelerine bir yenisi daha eklenmemelidir. Hukuk fakülteleri için uygulanan başarı sırası şartı 50 bine yükseltilmelidir.

4-) Avukatlık faaliyetlerinin önündeki engeller kabul edilemez.

a-) Duruşmaların zamanında başlaması sağlanmalı; özellikle yargılama makamlarının keyfi tutumlarından kaynaklanan gecikmeler önlenmelidir.

b-) Avukatlık Kanunu’nun 2. maddesi işlevsel kılınmalı, avukatların kayıt ve evrak incelemede yaşadığı sorunlar giderilmelidir. TAKPAS, avukatların kullanımına yeniden ve bir an evvel açılmalıdır.

c-) Avukatların yaşamlarını ve beden bütünlüklerini tehdit eden şiddet vakalarının önlenebilmesi için, avukatlığa yönelik ayrımcı ve itibarsızlaştırıcı dil terk edilmeli, gerekli tedbirler derhal alınmalıdır.

ç-) Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun avukatlık faaliyetlerini engelleyecek şekilde yorumlanmasının önüne geçilmeli; açık düzenleme yapılarak, avukatlık faaliyetleri kişisel veriler bakımından istisna haller kapsamına alınmalıdır.

d-) Hukuka açıkça aykırı hasar koruma şirketleri başta olmak üzere, kanunlarla avukatlara tekel hakkı olarak tanınmış bulunan mesleki faaliyet alanlarımıza yönelik haksız müdahale ve girişimler, caydırıcı düzenlemelerle önlenmelidir.

Sonuç

Mesleğimiz uzun süredir tehdit altındadır. Söz konusu tehditler; ihtiyaç durumu gözetilmeden ve Barolara danışılmadan açılan hukuk fakülteleri, nicel artış ve mesleki faaliyet alanının genişletilmesi bir yana, daha da daraltılmasıyla birlikte ortaya çıkan katlanılmaz gelir kaybı, avukata yönelik şiddet, yürütme ve yargı organlarının temsilcilerinin söylem, işlem ve fiilleriyle mesleğimizin itibarsızlaştırılması çabası şeklinde vücut bulmuştur.

Türkiye Barolar Birliğinin ve Baroların, bugüne kadar, mesleğimiz için yakıcı hâle gelmiş bulunan sorunların çözümü için yaptığı uyarı ve teklifler göz ardı edilmiş; her türlü yapıcı öneri kayıtsızlıkla karşılanmış; mesleğin sorunlarını çözme iradesi gösterme gerekliliğinin aksine, günbegün, içinde bulunduğumuz krizi derinleştirecek yeni politikalar uygulamaya sokulmuş; mesleğimizi, Türkiye Barolar Birliğini ve Baroları bölmeye ve itibarsızlaştırmaya yönelik bir söylem tercih edilmiştir. Kaotik bir hâl alan adalet sisteminde, avukatlar intihara sürüklenmiş ve mesleklerini icra ettikleri her türlü kamusal alan, avukata yönelen şiddetin ve cinnetin suç mahalleri haline gelmiştir.

Yaşanmakta olan ekonomik kriz sebebi ile içinde bulunduğumuz ekonomik yoksunluk, yeni bir şiddet biçimine dönüşerek avukatlara yönelik şiddete yeni bir boyut eklemiş; insan onuruna yaraşır şekilde yaşama hakkını tehdit eder boyutlara ulaşarak katlanılabilir sınırı çoktan aşmıştır. İçinde bulunduğumuz bu ağır koşullara bir de ekonomik krizin eklenmesi ile birlikte avukatlar en temel insani ihtiyaçlarını dahi karşılayamayacak bir tehlikenin altında kalmışlardır.

Bu durum karşısında Türkiye Barolar Birliği ve Barolar, işlevsizleştirilmiş adalet sistemi ve ekonomik kriz karşısında avukatları ezdirmeme kararlılığında ortaklaşmış; her türlü farklılıklarından sıyrılarak, avukatlık mesleği için birlikte demokratik haklarını kullanma kararı almıştır. Sonuç deklarasyonunda yer alan konularda gerekli düzenlemelerin yapılmaması hâlinde hayata geçirilecek olan bu birlikte eylemsel tavır gösterme kararı; mesleğe başlarken hukuka, ahlaka, mesleğin onuruna ve kurallarına uygun davranacağımıza, namusumuz ve vicdanımız üzerine ettiğimiz yeminin gereğidir. Mesleğimize ettiğimiz yeminin gereği olarak harekete geçmekten başka çaremiz kalmamıştır.

Avukatlık faaliyetlerinin önündeki engellerin kaldırılmaması ve avukatların içinde bulunduğu ekonomik yoksunluğun giderilmesine yönelik yukarıda tespit olunan adımların ivedilikle atılmaması hâlinde, yeni adli yılın açılışıyla birlikte uluslararası sözleşmelerin, Anayasa’nın ve kanunların bize tanıdığı demokratik haklarımızı kullanmakta bir an bile tereddüt etmeyeceğimizi; içinde bulunduğumuz koşullar görmezden gelinmeye devam edilirse, temsil yetkimizden aldığımız haklara dayanarak aşamalı eylem planlarını hep birlikte hayata geçirme kararlılığında olduğumuzu, Birliğimizden aldığımız kuvvetle tarih önünde tüm kamuoyuna bildiririz.